Bir "Yusuf Usta" Yazısı

Köyümüzün eski insanları birer lakapla ve kendi emeklerinin sıfatları ile çağrılırdı. Tahsin Helfe, Molla Fehret, Ahmet Pehlivan, Kamil Ağa, Ahmet Usta, Eşref Usta, Demürci(gilin) Ahmet vb. (Allah hepsine rahmet etsin).

Sonra ustalar vardı. Demir ustası, değirmen ustası, duvar ustası, teker ustası, vb. Sonra Muhtar, İmam, Hoca, Bekçi sıfatları oldu. İmam Hoca mesela? Hem imam, hem hoca. Galiba İmam resmi görevini hoca bilgi düzeyini ifade ediyordu.

Sonra askerlik sıfatları çavuş, onbaşı.

Hacılar, hafizler çoktu. Sonra İmam özel birinin adı olmaktan çıktı. Köyümüzden elhamdulillah çok imam müezzin yetişti. Öğretmen de öyle. Sonra diğer görevler geldi.

Demem o ki, devir değişti. Artık el emeği, ustalığı, mahareti olan ve her yiğidin lakabı olduğu köyümüz/köylümüz yerini düz insanlara bıraktı/bırakıyor yavaş yavaş.

Merhum Yusuf Usta ?ula haciiii, üç kişi kaldık, üç? demişti. Artık o üç kişi de kalmadı.

Helfeler, Mollalar, Ustalar birer birer çekildi/çekiliyor dünyamızdan. Fakirleşiyoruz farkında olmadan. Kültür fakiri oluyoruz.

Yusuf Usta mesela:

Yusuf ustanın dingi vardı: Bulgur çağının insanları idi onlar. Önce bulgur pilavını sevmez olduk, elimizle yaptığımız bulguru terk ettik, aşlamalık, gendime, kavut, herle ve diğerlerini terk ettik tek tek. Bunların yerine satın aldığımız pirinç geldi. Ağzımızın tadı değişti. Sonra ding öldü.

Yusuf ustanın değirmeni vardı. Kırmızı buğday, beyaz buğday, kılçık, topbaş, krik, vb. her türlü buğday ekilirdi. Hepsinin arazisi tarlası, hergi, mıntıkası başkaydı. Ne, nerede güzel olur, bilinirdi. Zaten çavdar ve arpa ekmeğine biz yetişememiştik. Önce bir ziraatçi geldi köyümüze. Güya daha fazla ürün alacaktık. Ama gel gör ki güzelim buğdaylar yerini tek bir türe ?ziraat buğdası?na terk etti. Sonra onu da sevmedik. Mehendis, patatesimizi ilaçladı. Böcek nedir tanımazdık, böcek oldu. Çuval unu, beyaz un, birinci un alıp yemeye başladık. Ekmeğimizin rengi açıldı, amma özünü yani tadını kaybettik. Buğday öldü, öküz öldü. Herekeşlik bozuldu. Sonra değirmen öldü.

Yusuf Ustanın demirci dükkânı vardı mesela: Bıçak yapardı. Balta, kazma, kürek her türlü tarım aleti. Tarım öldü. Kimse artık hark çıkarmıyor. Sonra Demirci dükkânı evrimleşti, değişti.

Yusuf Ustanın evinin etrafında süddamı da vardı. İnek ürünü sarıyağı, cilpeyniri, yoğurdu ayranı, loru orada yapılırdı. İnek öldü. Sarıyağ kalp çarpıntısı yaptı. Ayran sunileşti. Yoğurt bakkallaştı. Altmışlık yetmişlik, babalarımız dedelerimiz süddamını inatla sürdürüyorlar, şehirlerdeki biz çocuklarına peynir yollamak için. Belki eski dünyanın tadını unutmayalım diye. İnadına sürdürüyorlar. Şükür henüz ölmedi. Ama süddamı da can çekişiyor.

Köyün sanatkârane yapılmış balkonu onundu. Yeşil boyalı ve süsleme, ağaç oyma kemerli Balkonda asılı duran av keçisinin boynuzları hep enteresan gelirdi. Sonra balkon ve ambar da zamanla karardı.

Yusuf Usta, dedemin iyi arkadaşıydı. Bana hep dedemle olan dostluklarını anlatırdı. Ben de gördüğümde elini öperdim. Yusuf Usta ve daha başka büyükler dedemin evinde Karagöz, Hacivat dinler; Muhammediye, Fuzuli okurlardı. Dostluk vardı. Şimdi insanlar nerde o eski dostluklar diyor. Demek ki sonra dostluk da öldü.

Öküz öldü, inek öldü, guy öldü, kızılpeynir öldü, herekeşlik öldü. Degirman öldü, ding öldü.

Baktı Yusuf Usta, ne var ne yok hayatında, hepsi ölmüş. Eee Yusuf Usta durur mu?

Takdir yetişti, ecel geldi, Yusuf Usta da öldü.

(Yusuf Usta?ya Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun, yakınlarının başı sağ olsun.)

Bir

Eşref Altaş
Yayınlanma Tarihi: 28.12.2011









Yazara ait diğer yazılar

› Kesim Kâğıdı
› İnci Köyü Müzesinde Neler Olmalı?
› Tekne Orucu
› Mart: Korku ve Ümit
› Çişgan
› Gurdun Ağzını Bağlayalım!
› Cıdır Ahmet Dedenin Ardından
› Kaç Gogara Kabak Olur?
› Biliye Oyunu (Misket)
› Kızambuk Ağacı
› Bed Sözlerden Bir Konuşma: Beddualar
› Salur
› Joğ
› Cim, Cim, Cim Ana
› İlim Öğrenilir mi, Yenilir mi?
› Bir Bayram Arefesi
› Banda
› Tandırın Başında
› Çeçen Oyunu
› Kızambuk
› Dönere Yergi
› Dönere Övgü



Yorum Yaz

İsim:
Mesaj:  Lütfen mesajınızı giriniz! 300 karakterden fazla giriş yapamazsınız!
Güvenlik Sorusu:   "Köyümüzün Adı?"  



Yorumlar


Kadir AYDOĞDU
4.6.2016 12:32:36

Çok iyi özetlemişler. Allah dedeme de gani gani rahmet eylesin..




Kamil KAYA
31.12.2011 18:03:35

Eşref hocaya teşekkür ediyorum yazısından dolayı.Köyümüzün renki simalarını kaybetmeye devam ediyoruz.Rabbim mevlaya intikal edenlerin makamlarını cennet eylesin.Geride kalan biz emanetçilere de sabırlar ihsan eylesin.




MUSTAFA AKTAŞ
30.12.2011 22:45:37

Hocam, tam anlamıyla narkoz vermeden neşter vurdun yüreğimize. Acıttın, sızlattın... Belki birçok köydaşımı ağlattın. Onlar "Anadolu insanı" diye ifade ettiğimiz tabirin güzel örnekleriydi. Son örnekleri olan babalarımız da göçüp gittikten sonra bizde o kültürden ne kalır ki? Hangimizin yüzüne bakan bir yabancı:" İşte Anadolu!" diyebilir. Yüreğin dert görmesin.




Sait Muhammet Ağırman
30.12.2011 14:27:52

Eline sağlık kalemine kuvvet eşref abi. çok güzel anlatmissin günümüzü çok güzel özetlemissin.




hafize altaş
29.12.2011 20:58:21

gönlüne sağlık ve kalemine kuvvet olsun




M.COŞKUN
29.12.2011 06:21:51

tek kelime ile mükemmel harika ağzına sağlık




zakir
29.12.2011 00:09:31

Ne kadar renk taşırmış köyümüz, gönlümüz,gözümüz...
Hepsi birer birer solmuş gözümüzün önünde.
Belki yeni renklerle boyanıyor, çiçekleniyor köyümüz. Ama gönül bu ya eski renkleri özlüyoruz.
Yusuf ustanın demir dükkanından yükselen çekiç seslerini özlüyoruz horoz seslerine karışan çekiç seslerini...
Değirmencinin üzerine sinen soğuk değirmen kokusunu, taze un kokusunu özlüyoruz..
Dingin altından çıkan su ile oynamayı, kurunun başında buğdaya kolumuzu saldırmayı, buğday kuruturken kuş yakalamayı...
Her şeyden öteye cami avlusunda sıra sıra dizilen sarıklı, sakallı, ağzı dualı dedeleri özlüyoruz...
Hepsinden Allah razı olsun, mekanları cennet olsun...
Bu duyguları yeniden hatırlatan Yusuf Ustayada Allah rahmet etrsin.
Son dua yazara Allah sana da uzun ömürler versin, yüreğine sağlık...
Güzel olmuş...




GÜVEN
28.12.2011 23:45:37

Benim komşumu benden daha iyi tanıyormuşsun.Güzel olmuş.Tebrikler.Hacı Yusuf Ustayada Allah rahmet eylesin.




Mevlüt Akçay
28.12.2011 15:56:54

Eşref Hoca, güzel yazmışsın, tebrik ediyorum.




Musa Akyüz
28.12.2011 14:20:00

Ne diyelim Eşref hocamın elleri dert görmesin.Ömrümüzün hormonsuz zamanlarını güzel özetlemiş,ustaya Allah rahmet eylesin.




Hasan SANCAR
28.12.2011 11:51:55

EŞREF HOCAM AĞZINA DİLİNE YÜREYİNE ELLERİNE SAĞLIK BİRKÖYÜN GEÇMİŞİ GELECEYİ BUKADAR ANLATILIR BİZİ FAZLASIYLA DUYGULANDIRDIN SANA NEKADAR TEŞEKKÜR ETSEK AZDIR BU SİTEYE EMEYİ DOKUNAN TÜM HERKES TEN ALLAH RAZI OLSUN HERKESE SONSUZ TEŞEKKÜR EDİYORUM VE BU GÜZEL İŞLERİN DEVAMINI TEMENNİ EDİYORUM.




metin aydoğdu
28.12.2011 11:14:16

diline kalemine sağlık allah rahmet etsin mekanı cennet olsun hacı dedemin




Osman Çelebi
28.12.2011 10:07:15

köyümüzün bu kadar edipleri var bu site çok az yazıyor hadi biraz geyret edin.
çok güzel anlatmişsin teşekkürler.




h.fatih ağırman
28.12.2011 09:34:05

hocam çok güzel olmuş hacı yusuf usta ancak bu şekilde anlatılırdı çünkü bütün yönleriyle ele almışsın yani hacı yusuf usta amcanın hakkını vermişsin hocam ilmin bereketli olsun