Soğanlı Çılbır Destanı

BİR GURBET ŞİİRİ: SOĞANNİ ÇILBIR

“Kurtulamam üç nesnenin elinden
Biri firkat biri gurbet biri aşk
Üçü bilmez birbirinin halinden
Biri firkat biri gurbet biri aşk”

Cevheri


Fırkat, ana ocağından, yar kucağından ayrılık… Gurbet fırkatte gizli, uzakla kaim. Aşk onlardan müştak. Hepsi birlikte bir anlam; hasret…

Continue reading

Bu Bahar AĞIL İzmir”de Kuruldu

Musa Akyüz Hoca kardeşimiz, kışı Tarmut”un damlarında geçiren davar için Duzhana’da değil de İzmir’de ağıl kurdu. Evinin önünde yaptığı ağılla, önüne kurduğu arhaçla ve yaktığı çoban ateşiyle bir nevi Akdağ’ın çiçeğiyle doymuş, Çevürme’nin Düzden gelen davarı beklemektedir. Galiba gün daha erken şaşurtta gelmemiş. Birazdan biçinden dönen şaşurt da sitilleri kollarında gelirler. Türlü bahanelerle delikanlıları da bekleriz. Tabi ağılın gülleri çocukları da….

Erzurum’un Oltu İnci’sindenim…

ORADA

Sıla Gibi Diyar Asla Bulunmaz
Aklımız Fikrimiz Daim Orada
Yazılmış Yüreğe Silsen Silinmez
Hem Toprağım Taşım Suyum Orada

Orada Büyüdü küçük Bedenim
Sevgiyi Öğretti Gelip Gidenim
Erzurum’un Oltu İnci’sindenim
Vilayetim Kazam Köyüm Orada

Kırk Beş Yıllık Bostanım var Bağım Var
Anılarla Dolu Dolu Çağım Var
Derdimi Dökecek Gam Ortağım Var
Yarenim Ahbabım Beyim Orada

İsmail Özlemi Eylemez İnkar
Hasret Payasından Çekiyorum Zar
Anamın Babamın Mezar Taşı Var
Emim Bibim Ezem Dayım ORADA

İsmail ÇeliK

“Adâlet”

Atışma Sefili – İsmail

Sefili:
Haklının hakkını haksıza koymaz
Adaletin icraati güzeldir
Vicdanda adalet şeytana uymaz
Kararında nihayeti güzeldir

İsmail:
Zalim karşısında mazlum yanında
Adaletin merhameti güzeldir
Savaş meydanında masa başında
Adaletin itikatı güzeldir

Sefili:
Adalet insanın başının tacı
Adaletsiz kalmak her şeyden acı
Çünkü insanların var ihtiyacı
Adaletin bidayeti güzeldir

İsmail:
Adalet imanın temel taşıdır
Adalet kanunun satır başıdır
Fatih Sultan Mehmet Han’ın işidir
Adaletin hürriyeti güzeldir

Sefili:
Adalet Sefile bin örnek oldu
Adalet uğruna çok insan öldü
Adalet Hazreti Ömer’den kaldı
Adaletin marifeti güzeldir

İsmail:
Adalettir İsmail’in görüşü
İnsanlığa teşvik eder barışı
Mümincedir adaletin yarışı
Adaletin selahati güzeldir

Aşık sefili / ismail çelik

HEM RENÇBER HEM RESSAM

80’li yılların sonu… İlkokul yıllarımız… Hayatın yeni yeni dimağlarımıza sanat kavramını kazımaya çalıştığı yıllar… Okul sıralarında, öğretmenlerimizin ve ders kitaplarımızın çabalarıyla, köy dışında bir yaşamın olduğunun farkına varıyoruz henüz. Ara sıra da, 25 Mart dolayısıyla izinli veya kaçak olarak gittiğimiz Oltu, zihnimizde oldukça farklı bir yer işgal ediyor.

Televizyon mu dediniz? Köy sınırlarından daha yeni giriş yapmış ve bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az. Onun yerine DELTA marka radyolardan yayılan “YURTTAN SESLER” programıyla farklı bir şeyler duyuyoruz. Bugün bile hâlâ zihnimin en sağlam yerlerinde otağ kurmuş, haber sunucularının hiç değişmeyen ses tonlarıyla “TRT HABER BÜLTENLERİ” var bir de. Ve duyunca nedense mide bulantısına engel olamadığım “ŞİMDİ HAFİF MÜZİK” programı.

Niye anlatıyorum bütün bunları?

Continue reading

Kâmil Hoca

Yine aramızdan bir yıldız kaydı
Ansızın ayrıldı ah Kamil Hoca
Çalıştı Kur’an’ı aleme yaydı
Matemlere boğdu ah Kamil Hoca

Zekiydi dersini erken yapardı
Bir güzel söz duysa hemen kapardı
İyi bir mümindi Hakka tapardı
Hafızı Kur’an’dı ah Kamil Hoca

Hocaoğulları Ahıska boyu
Bir asıl oymaktan gelirdi soyu
Halimdi selimdi güzeldi huyu
Kin nefret bilmezdi hay Kamil Hoca

Pasinler Sürbahan İnci Köyü’ne
Süslenmiş bezenmiş gelmiş düğüne
Bir anda İmamlık çıkmış önüne
Tahir Hocaların boy Kamil Hoca

Molla Tahir baba Fadime anası
Kur’an’a başlattı Yusuf Hocası
Derslere başladı nur pervanesi
Örnek öğrenciydi gah Kamil Hoca

Dinletti hıfzını oldu bir hafız
Bir güzel okurdu seyredin bir siz
Kervan yola çıktı tasalar yersiz
Erzurum durağı eh Kamil Hoca

İlk mesken Caferiye Medresesi
Talime başladı Kevser Süresi
İçinde tutuştu aşk meşalesi
Yola revan oldu rah Kamil Hoca

Askerlikte İstanbul‘du durağı
Buraya kuracaktı tahtı otağı
Haznedar cami imamlık bağı
Göreve başladı eh Kamil Hoca

Yerini değişti Moda’ya gitti
Köylülük zırhını orada yırttı
Bekarlık sultanlık yan geldi yattı
Evlilik zamanı vah Kamil Hoca

İsmi destan oldu dilde yürüdü
Evin zeminini çöpler bürüdü
Toplanın arkadaşlar Kamil çürüdü
Kararlar alındı kah Kamil Hoca

Gelin ahbapları obaya dolun
Mutlaka bir eşi var her kulun
Süt ile haşılı yiyeni bulun
Kandıra’dan selam var Kamil Hoca

Hazırlık başladı düğün telaşı
Toylar yolda Ahmet sen düğün başı
Cilveloy dediler vurdular taşı
Kürt Ahmet şoförün bah Kamil Hoca

Birlikte miteli Moda’ya attık
Halıya kilime kıvrıldık yattık
Çemen bakkalında ekmek de sattık
Bizlere da çektin nah Kamil Hoca

Güzel toy düğünle gelin getirdik
Böylelikle bekarlığı bitirdik
Biz meydanda kaldık evi yitirdik
Yuvanda huzurlu ol Kamil Hoca

Kırk beş yıl İstanbul meskenin oldu
Evin bereketlendi çocukla doldu
Seni her arayan yanında buldu
Muhabbette oldun şah Kamil Hoca

Ahraca giderdik arar bulurdun
Ağır ayak idin geç de kalırdın
Geldiğin ortama neşe salardın
Bunlar meziyetin vah Kamil Hoca

Biz sitem ederdik hoş karşılardı
Her türlü sohbette yine o vardı
Yıllar çabuk geçti Kamil yaşlandı
Sabır ağacıydın eh Kamil Hoca

Dört oğlan üç de kız yedi horanda
Tahsilini yapmış hepsi bir yanda
Koşup geldiler hava ve karada
Hizmet eylediler bah Kamil Hoca

Bir kış gününde zaman akşamdı
Bir anda feryatlar afakı sardı
Ahbabın yaranın kavruldu yandı
Dosta geçit vermez kış Kamil Hoca

Bilcümle dostların saf saf dizildi
Hepsinin gözünden yaşlar süzüldü
Yalnız biz değil el de üzüldü
Kaldır da başını bak Kamil Hoca

Kömürcüoğlu yasta yaran gitti
Ömür dediğin ne çabuk bitti
Eşini dostunu mateme itti
Her sözüm bir damla yaş Kamil Hoca

Kömürcüoğlu Kadir Altaş / 15.02.2015

PALANDÖKEN

Sene seslenirem ey palandöken !
Bilmirem ki sende bene mi çektin,
Dosta gül kokarsın, düşmana diken
Bilmirem ki sende bene mi çektin.

Alçağın, yükseğin, iniş, yokuşun
Karçiçeği, lale, kekik kokuşun,
Heybetli duruşun, o sert bakışın
Bilmirem ki sende bene mi çektin.

Herkes sana koşar, sılası gibi.
Dadaşsın, haksızın belası gibi.
Yıkılmaz mertliğin galası gibi
Bilmirem ki sende bene mi çektin

Sen Nene Hatun’sun, Emrah’ta avaz,
Yazın yemyeşilsin, kışında beyaz.
Sümmani’de şiirsin, Reyhanî’de saz,
Bilmirem ki sende bene mi çektin.

Sen bana dost musun, arkadaş mısın
Hiç sesin çıkmıyor, toprak taş mısın
Çavuşoğlu gibi utangaç mısın
Bilmirem ki sende bene mi çektin.

Dursun ali alkan (çavuşoğlu)
« Older posts

© 2020 iNCiKöYü

Theme by Anders NorenUp ↑

Scroll Up