Yazar: İsmail ÇELİK

7 kayıt bulundu

Erzurum’un Oltu İnci’sindenim…

ORADA

Sıla Gibi Diyar Asla Bulunmaz
Aklımız Fikrimiz Daim Orada
Yazılmış Yüreğe Silsen Silinmez
Hem Toprağım Taşım Suyum Orada

Orada Büyüdü küçük Bedenim
Sevgiyi Öğretti Gelip Gidenim
Erzurum’un Oltu İnci’sindenim
Vilayetim Kazam Köyüm Orada

Kırk Beş Yıllık Bostanım var Bağım Var
Anılarla Dolu Dolu Çağım Var
Derdimi Dökecek Gam Ortağım Var
Yarenim Ahbabım Beyim Orada

İsmail Özlemi Eylemez İnkar
Hasret Payasından Çekiyorum Zar
Anamın Babamın Mezar Taşı Var
Emim Bibim Ezem Dayım ORADA

İsmail ÇeliK

Gurbet Elde

Feleğin çemberi çelikten kavi
Çek aşkın yayını yar gurbet elde
Şirin’e ser veren Ferhat misali
Kazayım bir zaman yar gurbet elde

Sırtıma yüklendi kasvet ve keder
Her daim benimle beraber gezer
Hasret illetinden derdim ne kadar
Gel tabip sinemi yar gurbet elde

İsmail ciğere acı işledi
Durmadan kanıyor yürek coşladı
Yekün vücudumda ağrı başladı
Derde sebep oldu yar gurbet Elde

Yardıyarı Yardıyarı
Su Geldi Yardı yarı
Bülbül öter Gül Açar
Gülistan Yar Diyari

Umman’dan selamlarla…

İsmail Çelik

Farkı Var

Kainata aklım ermiyor ustam
Her toprağın her bir taşın farkı var
Çok şeyleri gözüm görmüyor ki tam
Her görüşün her bakışın farkı var

Gök semada sayısızca yıldızlar
Kimi sönük durur kimisi parlar
Bulutları yürütüyor rüzgarlar
Gün içinde ay güneşin farkı var

Diller farklı değişiktir lisanlar
Tercüme olmasa kim kimi anlar
Fikri başka başka olan insanlar
Her beyinin her bir başın farkı var

Bu bir gerçek inkar olmaz hakikat
Yer yere aşağı gökler de kat kat
Cihanda yaşayan bunca mahlukat
Her doğuşun her ölüşün farkı var

Engindir deryalar küçüktür göller
Topraktir ovalar kumsaldir çöller
Alcakta dereler yüce cebeller
Her inişin her yokuşun farkı var

Bir nizam içinde eşya-yı alem
Yazma ile yetmez mürekkep kalem
Hepsi yaratanin lütfu vessalam
Emrindedir her akışın farkı var

Suyunan süzülmüş topraktir maya
Şeytanın savaşı bundaki gaye
Cümle canlı çift gelmiştir dünyaya
Alemdeki her bi eşin farkı var

Yerden fışkırıyor sayısız nimet
Bulutların her yağışı bereket
Rızkı taksim eden yüce adalet
Her canlının her kişinin farkı var

Der ismail böyle ilahi süre
Bazen bölge bölge bazen de yöre
Mevsimler yüklenmiş iklime göre
Her bir yazın her bir kışın farkı var

ismail çelik

İnci Köyüm

Etrafında sıra dağlar,
Şirin bir yer İnci Köyüm
Dere boyu sular çağlar;
Coşar gider İnci Köyüm

Akdağın çekilmez nazı;
Serin geçer uzun yazı.
Pus bürünür bazı bazı.
Rüzgâr eser İnci Köyüm

Çemenli Yar keçi güder,
Dikenli Gözeye gider.
Bökülüden sırta kadar,
Davar çıkar İnci Köyüm

Çık Musanın Çukurundan,
Anzavel görünür ordan.
Turna sesleri Göl Yerden,
Manzaradır İnci Köyüm

Hığerin suyundan ictim,
Yukarı Köşmeke geçtim.
Kızıllarda ekin biçtim,
Gözden geçer İnci Köyüm

Sarı çamlar gür saçların,
Mor sümbülü yamaçların
Gözelerden güzyaşların
Hasret akar İnci Köyüm

Hüsüpensin havası var,
Masırikin davası var.
Kurdun kuşun yuvası var.
Bambaşka yer İnci Köyüm.

Yokuşun başından çıktım,
Güynesten Çataka baktım,
Ganni Pulda ateş yaktım;
Mısır bekler İnci Köyüm

Çok ıssız Tarmutun düzler;
Sanki bir tarihi gizler.
Mezar taşı, belli izler;
Böyle kader İnci Köyüm

Sislidir Aslanın Pulu.
Meşeli Parmakın kolu.
Yezın eksik olmaz dolu
Uzar gider İnci Köyüm

Çisimeti unutmadım,
Dolaşırken adım adım,
Bir zamanlar hodağıdım
Ezel bahar İnci Köyüm

Arkamızda Hanın Başı,
Durur Çırtıgile karşı.
Bir efsanedir Cin Taşı,
Kalmış eser İnci Köyüm

Büyük Harsın önü Gezor,
Orda, dana gütmek ne zor!
Aynı neşe, aynı huzur;
Çokmuş meğer İnci Köyüm

Tavuk Pinleri, Üşüler,
Aylığın Kuzey, Karşılar;
Bu yollar Dik Taşa gider,
Teker teker İnci Köyüm

Engindir laleli boyun
Hayranıyım kara suyun
Yatağında içtim çayın
Cana değer İnci Köyüm

Cennet Nenenin Çayırı,
Deve Boyunu, bayırı,
Kamışlı Parmak ayarı…
Yokuşun zor İnci Köyüm

At Meydanı neşe katar,
Daim guguk kuşu öter.
Çobanın ateşi tüter,
Yağmur yağar İnci Köyüm

Çağırdılar beni ete,
Aldım katmer,peynir,kete.
Yaya çıktım ziyarete,
Kebap yiyer İnci Köyüm

Der ismail methin yazdım,
Sanma ki ben senden bezdim!
Hamdolsun her yanın gezdim.
Ayrılık var İnci Köyüm.

ismail çelik

Gönül

Akıl deryasında kaptan misali
Nuh gibi olmazsan batarsın gönül
Dalgalar yükselir kopar fırtana
Pusulan kaybolur itersin gönül

Şeytana ön verme nefsinle güreş
Yunusun izinde dünyayı dolaş
Mimi rehber eyle Rahmana ulaş
O zaman murada yetersin gönül

Dünyadaki hayat bulunmaz fırsat
Hakikat yolunda eylersen irşat
İsmail bu sözüm sana nasihat
İnşallah sözümü tutarsın gönül
…………………………………

Yaz gelsin yaz gelsin
Bahar geçti yaz gelsin
Cevabını beklerim
İki satır yaz gelsin

Durulmaz durulmaz
Su bulandı durulmaz
İNCİ de çiçek açtı
Gurbet elde durulmaz

İsmail çelik

Haber Verir

Sevdaya düş olan gerçek âşıklar
Akar gözyaşları sel haber verir
Her seher vaktinde rüzgârı koklar
Eser serin serin yel haber verir

Aşkın badesini içtikçe yanar
Avuçları desti gözleri pınar
Pervaneler gibi döndükçe döner
Mürşit dergâhına gel haber verir

İsmail de der ki endişe başlar
Canana gidenler nefsini taşlar
Tabiat yeşerir ötüşür kuşlar
Bülbül meskeninden gül haber verir

ismail çelik

© 2020 iNCi KöYü

Scroll Up