KANAL ÜZERİNE

Geçen yıl ÇAYA MERSİYE yazmıştım. Yani çayın üzerine bir yudum su içmiştik. Çayı bütün hatıralarıyla betonun altına gömmüştük.
Ölünün arkasından ağlanır ama hayat devam eder. “Nerede kalmıştık?” sorusuyla yeni durumdan ileriye doğru nasıl bir hamle yapacağımızı konuşuruz.
Nerede kalmıştık?
Köyümüzün önündeki kanalı izliyoruz. Yeni gerçeğimiz artık bu. Bunun üzerine konuşmalıyız. Bunun üzerine yeni hatıralar biriktirmeliyiz. Belki üç beş yılda olmaz ama elli yıl sonra kanal bizim vazgeçilmez hatıralarımızın başkenti olur.
O zaman kanal ile izdivacımızı güzel başlatmalıyız. Ya da birlikte yüz yıllar boyunca yüzüne bakacağımız kanalı şimdiden güzelleştirmeliyiz.
Köyümüzün uzağında olsa belki çok önemsenmeyebilir ama köyün gözü önünde, bir erkeğin bıyığı ne ise bizim köyün kanalı da o. Sabah kalkıyoruz onu görüyoruz akşam onunla güne veda ediyoruz.
Köye gelen misafirin gördüğü ilk manzara köyün önündeki kanal oluyor.

O halde aynaya baktığımızda kendimizi nasıl görmek istiyorsak köyümüzü ve köyümüzün gösteriş alanı olan kanalı da öyle görmeliyiz.
Önemi sanırım bu kadar sözle anlatılamaz ama okuyucuları sıkmadan tekliflerimizi sunalım.
Teklif dediysem de hayalimdeki kanalı size anlatayım. Siz daha iyisini de hayal edebilirsiniz ve daha güzeline ulaşmak için birlikte çaba harcarız.

Kanal çayın ortasından yaklaşık üç ya da dört metre genişlikte yapılmış. Her iki tarafa da geniş alanlar bırakılmış. Uzunluğu Karıncalık derenin vakıftan ta Çakmaktaşına kadar uzanmış. Yapandan yaptırandan Allah razı olsun.
Her şeyden önce derinliği de olduğu için güvenliği ihmal edilmemelidir. Çocukların ya da hayvanların düşmemesi için azami dikkat edilmelidir. Acı hatıralar biriktirmeyelim. Allah muhafaza…


Sonra içi temiz olmalıdır. Köyümüzde belediyenin çöp konteynerleri var. Dere ve kanal yerine çöpler ya da ahırın ‘gırconları’ çöp konteynerlerine atılırsa kanal temizliğini korumuş oluruz. Kanal temiz olunca, yazın yarım metrelik şelaleler çok güzel görüntü oluşturuyor. Suyun akmadığı yerlerde de küçük yeşillikler oluşursa gelecekte daha güzel bir manzara görebiliriz.
Kanala ait olan her iki tarafta geniş yol ve ağaç dikim alanları bırakılmış. Etrafta ki tarla sahipleri kanala kadar sınırlarını genişletmeden kanala ait olan alan belirlenmeli ve koruma altına alınmalı ve ağaçlandırılmalı. Meyve ya da süs ağaçları olabilir.
Gerekirse her iki yakaya da hem arabaların geçtiği yollar yapılabilir hem de yürüyüş yolları yapılabilir. Yani ağaçların arasında kaldırım gibi yürüyüş yolları ve kanalın tarafında da arabaların geçtiği yol. Bu yol köy içi trafiğini de rahatlatır. Ağaçların arasına ara ara kamelyalar da konulabilir.
(Köylülerimizden Mimar ve mühendis olan arkadaşlar var. Bu konuda bir proje çalışması yaparlarsa çok harika bir alan meydana çıkar.)
Bunları yapmak hemen bir yılda olmaz ama zamanla olabilir. Şimdi yapılması gereken köye ya da çay/ kanala ait olan kısımları korumak ve sınırları belli etmek. Eğer boş bırakılırsa kanala sınır komşular arazilerini genişletir ve gelecekte sıkıntı çıkar.
Bu kadar uzun bir kanal olunca hemen hemen komşularımızın yarısının kanala sınırı vardır. Sınırı olan komşularımız da köyümüzün ortak alanı olan bu alanlara sınırlarını taşırmamaları gerekir. Hiç kimse bu dünyadan bir şey götürmez. Hele köyün ortak alanlarını, yollarını kendi özel mülklerine katanlar ise büyük vebala girmiş olurlar. Zaten bu konuda köylülerimiz bilinçlidir. Hak hukuk konusunda titiz davranırlar. Ama yine de kanal sınırları, geleceğe bir güzellik olsun diye, belirlenmelidir.
Kanal için yapay zeka ile hazırladığım bazı resimler koydum. Bu resimler deki görüntüler çok abartılı ama güzel durduğunu da inkar edemeyiz.




27.02.2026