Yazar: Zakir ALKAN

28 kayıt bulundu

Birkaç Fotoğraf

Musa ve Murat Acar kardeşlerin dükkanında çektiğim hatıra fotoğraflardan bir kaçını paylaşmak istedim. Son resim Saatçi Ali Cengiz’den.

birkac_fotograf (11)
birkac_fotograf (8)
birkac_fotograf (1)
birkac_fotograf (2)
birkac_fotograf (6)
birkac_fotograf (7)
birkac_fotograf (4)
birkac_fotograf (3)
birkac_fotograf (9)
birkac_fotograf (12)
birkac_fotograf (10)
birkac_fotograf (13)
birkac_fotograf (11) birkac_fotograf (8) birkac_fotograf (1) birkac_fotograf (2) birkac_fotograf (6) birkac_fotograf (7) birkac_fotograf (4) birkac_fotograf (3) birkac_fotograf (9) birkac_fotograf (12) birkac_fotograf (10) birkac_fotograf (13)

Oltu’da Bir Düğünden Kalan Kareler…

Yaz aylarında Oltu’da düğününü yaptığımız Hasan kardeşimizin düğününde çekmiş olduğum fotoğrafları paylaşmak bugün nasip oldu.
Hasan kardeşimize bir ömür boyu mutluluklar dilerken sizleri köyümün insanıyla başbaşa bırakıyorum.

oltu_dugun_2013 (3)
oltu_dugun_2013 (2)
oltu_dugun_2013 (4)
oltu_dugun_2013 (1)
oltu_dugun_2013 (6)
oltu_dugun_2013 (8)
oltu_dugun_2013 (7)
oltu_dugun_2013 (5)
oltu_dugun_2013 (9)
oltu_dugun_2013 (11)
oltu_dugun_2013 (10)
oltu_dugun_2013 (13)
oltu_dugun_2013 (14)
oltu_dugun_2013 (16)
oltu_dugun_2013 (15)
oltu_dugun_2013 (17)
oltu_dugun_2013 (12)
oltu_dugun_2013 (18)
oltu_dugun_2013 (19)
oltu_dugun_2013 (21)
oltu_dugun_2013 (20)
oltu_dugun_2013 (23)
oltu_dugun_2013 (22)
oltu_dugun_2013 (24)
oltu_dugun_2013 (25)
oltu_dugun_2013 (27)
oltu_dugun_2013 (26)
oltu_dugun_2013 (28)
oltu_dugun_2013 (29)
oltu_dugun_2013 (31)
oltu_dugun_2013 (30)
oltu_dugun_2013 (33)
oltu_dugun_2013 (34)
oltu_dugun_2013 (35)
oltu_dugun_2013 (32)
oltu_dugun_2013 (36)
oltu_dugun_2013 (3) oltu_dugun_2013 (2) oltu_dugun_2013 (4) oltu_dugun_2013 (1) oltu_dugun_2013 (6) oltu_dugun_2013 (8) oltu_dugun_2013 (7) oltu_dugun_2013 (5) oltu_dugun_2013 (9) oltu_dugun_2013 (11) oltu_dugun_2013 (10) oltu_dugun_2013 (13) oltu_dugun_2013 (14) oltu_dugun_2013 (16) oltu_dugun_2013 (15) oltu_dugun_2013 (17) oltu_dugun_2013 (12) oltu_dugun_2013 (18) oltu_dugun_2013 (19) oltu_dugun_2013 (21) oltu_dugun_2013 (20) oltu_dugun_2013 (23) oltu_dugun_2013 (22) oltu_dugun_2013 (24) oltu_dugun_2013 (25) oltu_dugun_2013 (27) oltu_dugun_2013 (26) oltu_dugun_2013 (28) oltu_dugun_2013 (29) oltu_dugun_2013 (31) oltu_dugun_2013 (30) oltu_dugun_2013 (33) oltu_dugun_2013 (34) oltu_dugun_2013 (35) oltu_dugun_2013 (32) oltu_dugun_2013 (36)

2013 Dağ Gününden İnsan Manzaraları…

Gecikmeli de olsa dağ gün çektiğim resimlerden bir kısmını sizinle paylaşıyorum.

Zakir ALKAN

2013_dag_resimleri (1)
2013_dag_resimleri (4)
2013_dag_resimleri (6)
2013_dag_resimleri (8)
2013_dag_resimleri (3)
2013_dag_resimleri (5)
2013_dag_resimleri (7)
2013_dag_resimleri (9)
2013_dag_resimleri (2)
2013_dag_resimleri (10)
2013_dag_resimleri (12)
2013_dag_resimleri (11)
2013_dag_resimleri (13)
2013_dag_resimleri (16)
2013_dag_resimleri (17)
2013_dag_resimleri (15)
2013_dag_resimleri (18)
2013_dag_resimleri (14)
2013_dag_resimleri (19)
2013_dag_resimleri (20)
2013_dag_resimleri (22)
2013_dag_resimleri (27)
2013_dag_resimleri (24)
2013_dag_resimleri (23)
2013_dag_resimleri (21)
2013_dag_resimleri (25)
2013_dag_resimleri (26)
2013_dag_resimleri (28)
2013_dag_resimleri (29)
2013_dag_resimleri (33)
2013_dag_resimleri (34)
2013_dag_resimleri (32)
2013_dag_resimleri (30)
2013_dag_resimleri (31)
2013_dag_resimleri (36)
2013_dag_resimleri (35)
2013_dag_resimleri (37)
2013_dag_resimleri (38)
2013_dag_resimleri (45)
2013_dag_resimleri (41)
2013_dag_resimleri (39)
2013_dag_resimleri (42)
2013_dag_resimleri (40)
2013_dag_resimleri (44)
2013_dag_resimleri (43)
2013_dag_resimleri (46)
2013_dag_resimleri (47)
2013_dag_resimleri (48)
2013_dag_resimleri (51)
2013_dag_resimleri (49)
2013_dag_resimleri (50)
2013_dag_resimleri (52)
2013_dag_resimleri (53)
2013_dag_resimleri (54)
2013_dag_resimleri (55)
2013_dag_resimleri (56)
2013_dag_resimleri (57)
2013_dag_resimleri (59)
2013_dag_resimleri (58)
2013_dag_resimleri (60)
2013_dag_resimleri (61)
2013_dag_resimleri (62)
2013_dag_resimleri (63)
2013_dag_resimleri (64)
2013_dag_resimleri (65)
2013_dag_resimleri (66)
2013_dag_resimleri (67)
2013_dag_resimleri (68)
2013_dag_resimleri (71)
2013_dag_resimleri (70)
2013_dag_resimleri (72)
2013_dag_resimleri (69)
2013_dag_resimleri (73)
2013_dag_resimleri (74)
2013_dag_resimleri (75)
2013_dag_resimleri (76)
2013_dag_resimleri (78)
2013_dag_resimleri (77)
2013_dag_resimleri (79)
2013_dag_resimleri (1) 2013_dag_resimleri (4) 2013_dag_resimleri (6) 2013_dag_resimleri (8) 2013_dag_resimleri (3) 2013_dag_resimleri (5) 2013_dag_resimleri (7) 2013_dag_resimleri (9) 2013_dag_resimleri (2) 2013_dag_resimleri (10) 2013_dag_resimleri (12) 2013_dag_resimleri (11) 2013_dag_resimleri (13) 2013_dag_resimleri (16) 2013_dag_resimleri (17) 2013_dag_resimleri (15) 2013_dag_resimleri (18) 2013_dag_resimleri (14) 2013_dag_resimleri (19) 2013_dag_resimleri (20) 2013_dag_resimleri (22) 2013_dag_resimleri (27) 2013_dag_resimleri (24) 2013_dag_resimleri (23) 2013_dag_resimleri (21) 2013_dag_resimleri (25) 2013_dag_resimleri (26) 2013_dag_resimleri (28) 2013_dag_resimleri (29) 2013_dag_resimleri (33) 2013_dag_resimleri (34) 2013_dag_resimleri (32) 2013_dag_resimleri (30) 2013_dag_resimleri (31) 2013_dag_resimleri (36) 2013_dag_resimleri (35) 2013_dag_resimleri (37) 2013_dag_resimleri (38) 2013_dag_resimleri (45) 2013_dag_resimleri (41) 2013_dag_resimleri (39) 2013_dag_resimleri (42) 2013_dag_resimleri (40) 2013_dag_resimleri (44) 2013_dag_resimleri (43) 2013_dag_resimleri (46) 2013_dag_resimleri (47) 2013_dag_resimleri (48) 2013_dag_resimleri (51) 2013_dag_resimleri (49) 2013_dag_resimleri (50) 2013_dag_resimleri (52) 2013_dag_resimleri (53) 2013_dag_resimleri (54) 2013_dag_resimleri (55) 2013_dag_resimleri (56) 2013_dag_resimleri (57) 2013_dag_resimleri (59) 2013_dag_resimleri (58) 2013_dag_resimleri (60) 2013_dag_resimleri (61) 2013_dag_resimleri (62) 2013_dag_resimleri (63) 2013_dag_resimleri (64) 2013_dag_resimleri (65) 2013_dag_resimleri (66) 2013_dag_resimleri (67) 2013_dag_resimleri (68) 2013_dag_resimleri (71) 2013_dag_resimleri (70) 2013_dag_resimleri (72) 2013_dag_resimleri (69) 2013_dag_resimleri (73) 2013_dag_resimleri (74) 2013_dag_resimleri (75) 2013_dag_resimleri (76) 2013_dag_resimleri (78) 2013_dag_resimleri (77) 2013_dag_resimleri (79)

Hayalin Fotoğrafı…

Kaybolan fotoğraflarımız vardır. Fotoğrafı nereye koyduğumuzu, ne zaman çektiğimizi hatırlayamayız bir türlü.

Ama fotoğraf zihnimizin bir köşesinden doyamadığımız tatlı bir rüya gibi bazen gözlerimizin önüne gelir. Raflarda kaybolan siyah beyaz fotoğraflardan biridir sadece. Bir çocukluk hatırası, ya da gençlik macerası…

İşte öyle bir fotoğraf; ne zaman çekildiği de meçhul.

Ben, o fotoğrafı çocukluk yıllarımda görmüştüm. Hafızamda çok canlı dursa bile, her hatıra gibi, biraz yırtılmış, üzerine yapıştırılan yapıştırıcının izleri kalmış, siyah beyaz?

Devamını oku

Bir Kış Hatırası…

2004 yılının kış aylarında köyde yapılan bir futbol turnuvası yapılmıştı. Resimleri vardı. Bu kış gününde bir hatıra olarak paylaşmak istedim.

Takımları hatırlamak için OLTULULARIN SESİ gazetesine başvurdum.
Gazetede haber olarak yayınlanmıştı. Manşete de zaten gazetenin haberini koydum.

Haber şöyle: “yoğun kar yağışının Türkiye’yi esiraldığı günlerde İnci Köyü İlköğretim Okulu Aile Birliği köy takımları arasında futbol turnuvası düzenledi.
Turnuvaya altı takım katıldı. Katılan takımlar:

Avcılar
Kayalar
Sevgi Spor
Kartal spor
Gültepe Spor
Bovli Spor

Turnuvanın hakemliğini öğretmenler yaptı.
Centilmence ve kardeşçe yapılan maçların sonunda birinci olan GÜLTEPE SPOR’A kupası verildi. İkinciliği ise Sevgi Spor aldı.

Turnuvayı düzenleyen okul aile birliği başkanı Hasan ACAR, “bu gibi faaliyetlerin yıl içinde artarak devam edeceğini söyledi”.

Bayramın Kapısı…

Bayram, bayramlarımız, her aklımıza gelince ?bayram o bayram ola? deriz de niye olmaz, o bayramlara niye dönüş yoktur? O bayramlar ne bayramdı? Ne kaldı o günlerden?

Her insan için çocukluğu farklıdır. Her şeyin tadında yaşandığı çağdır. İşte bayramlarda o çağın bayramlarıdır.

Devamını oku

“Mal Mağarabaşına Çıktı..”

Geçen gün köyden yeni resimler geldi. Mal mağara başına çıkmış. Resimlerde tabi ki bu haberle ilgili.

Resimlere baktım? uzun uzun baktım. Çok gerilere gittim.
İlkokul yıllarıma, hodaklık yılları?

Bizim ilkokul yıllarımızda köy okulları erken tatile girerdi. Yaklaşık bir ay önce tatil başlardı?

Okul tatil olduğunda artık tabiat uyanmış, her taraftan yeşillikler fışkırmış, mal-davar artık otlakta karınlarını doyurmaya başlamış oluyordu.

Devamını oku

İnci’den İnsan Manzaraları (1)

Çeşitli zamanlarda çekilmiş bazı fotoğrafları paylaşıyorum.

Zakir ALKAN

12
27
36
21
18
24
15
33
30
39
42
12 27 36 21 18 24 15 33 30 39 42

“Sarı Gelin” Türküsünün Hikayesi

Türküler, türkülerimiz, acılarımızı içine sakladığımız sandığımızdır. Acılarımızla birlikte, kabuğu kalkmış bir yara gibi acımasızlığına tatlı gülümsemeyle sığınırız?

Sarı gelin türküsü de işte böyle bir acının, bir sevdanın, bir gurbetin, ayrılığın, savaşın acımasızlığının bir melodi olarak dillere dökülmesidir.

Sarı gelin için birçok efsane var. Ta 13. yüzyıla dayanan efsaneler olduğu gibi, Birinci dünya savaşında yaşanan efsanelerde var. Azeriler ikiyüz, üçyüz yıllık bizim türkümüz derken; Yılmaz Karakoyunlu?nun, Salkım Hanımın Taneleri?yle birlikte Ermenili bir versiyon meydana çıktı. Sözü Abdulkadir Ceylani?ye kadar götürenler de var?

Devamını oku

Son Şaşurt

Sabah erken saatte kalkıp ot kaldırmaya gitmek yaz aylarının en zor işlerinden biridir. Hele ot kaldıracağın çayır Anzevel ise ya da Köşmek, Nohralı veya Musanın çukurları ise gerçekten çekilmez olur. Hele Musanın çukurları, aman Allah?ım; geceyi orada geçirmen gerek? Bir de çıkarsın o tepelere ki, tin yok? bu tin de öyle bir şey ki her gün olmuyor. .. olduğu sabah kaçırmayacaksın?

Ciresin derede bir motor(traktör) yakaladıysan senden şanslısı yok. En azından Hargın başına kadar gidersin. Eğer şansın yaver giderse ta çayırına kadar yorulmadan ve tin kalkmadan motor seni götürür.

Anzavele gitmek için yola çıkmıştım o sabah? Cirese geldiğimde bekleyen biri vardı bana da bekle motor geliyor dedi. ?Sabah sabah Allah yüzümüze baktı.? diyerek bekledim, birazdan sabahın mahmur sessizliğini yırtarak geldi motor.

Devamını oku

Konumuz: GENÇLİK (1)

Aşağıda gördüğünüz resimler, ya da ana sayfada pencerede görülen resim ramazanda bir iftarda çekilen resimler.
Yer: Kabanınbaşı.

Çoğunluğu üniversitede okuyan öğrenci olmak üzere yaklaşık elli kişi var.Lise öğrencilerinden yok.Üniversite bitirmiş olanlar ve hazırlananlar var.

Ramazanın son günlerinde köyümüzün gençleriyle bir iftarda buluştuk. Oltu’dan gelenler var diğerleri köyden.

Biz M. Ağırman hocanın da katılabileceği bir iftar düşünüyorduk ama hocaya zamanında ulaşamadık. Bu sefer böyle olsun dedik. Seneye inşallah daha geniş katılımlı iftar ve programlar düşünüyoruz. (Düşünüyoruz derken gençler düşünüyor. Bir anda kendimi gençlerden sandım.)

Devamını oku

İbrahim Altaş Hocanın Ardından

Arife günü matem havası çökmüştü köyümüze? Kulaktan kulağa dolaşıyordu, işitmek istemediğimiz ve ümitlerimizi kıran o cümle: “Hoca ölmüş!!!”
Belliydi kastedilen kişi; beyin kanaması geçirmiş olup yaklaşık on gündür Erzurum’da hastanede yoğun bakımda yatan İBRAHİM ALTAŞ HOCA.

YA! Demek, ramazan bizi terk etmeden önce hoca bizi terk ediyor. Bir umut bekleniyordu iyileşeceği, yine aramıza katılacağı, yine yanlışlarımızı düzeltmek için çırpınacağı umudu?

Devamını oku

Yarın Keteleri Pişirin Öbürgün Dağaaaaa

2011 Dağ Günü

Yıllardır süregelen köyümüzün dağ günü bu sene de her zamanki gibi güzel geçti.

Dağ gününe katılmış olanlar için tekrar olsa da katılmayanlar için kısa bir özet yapmak istiyorum. Katılmış olanlar da şunu bilsinler ki, yazdıklarım benim gördüklerim benim yaşadıklarım. Yorumlar kısmına yada bir yazıyla herkes kendi görüşlerini yazabilir.

“YARIN KETELERİ PİŞİRİN ÖBÜRGÜN DAĞAAAA” diye bağırılmadı. Zaten uzun zamandır herkes keteleri ne zaman pişireceklerini ve dağa ne zaman gideceklerini biliyordu. Bizim sitede de duyurulmuştu.

En büyük hazırlık haliyle kebap için oluyor. Köyde eskisi kadar davar yok. Çevre köylere müracaat ediliyor ya da Oltudan temin ediliyor ya da köyde davarı olan iki kişiden birinden alınıyor. He bu arada et fiyatları 25 tl civarında.

Tabi erkekler kuzu ayarlarken kadınlar da katmer, kete telaşında. Yazın istirahata geçmiş olan fırınlar yeniden hayat buluyor ve dağ günü heyacanına katılıyorlar.

Oltudan gelen köylülerimiz üç gün öncesinden gelip ailece kamp kuruyorlar. Çevürmenindüz ta perşembe akşamından ışıl ışıl yanmaya başlıyor.

Cuma ve Cumartesi akşamları da gelenlerle birlikte Gedükte ki Dağ Günü beklentisi ve heyacanı zirveyi buluyor.

Ben, çadır kurmak için Cumartesi ikndiden sonra vardım Çevürmenindüze. Önce bir telaş yaşadım, yer bulma telaşı. Her taraf dolmuş kenar yerler de boşluk var yada karşıda Emzatın güneye geçmek gerek. Neyse İdris Hocanın camisine ve çeşmeye yakın bir yer buldum ve çadırı kurdum yeğenlerle beraber.

Hava kararmaya başlayınca davul-zurnanın sesi duyulmaya başladı. Bu arada meydana elektrik sistemi kuruldu ve ışıklandırıldı. Bar başladı. Bolbol havai fişekler atıldı.

Geceyi orada geçireceklere iyi geceler dileyip köye döndüm.

Sabahın köründe son hazırlıkları yapıp tekrar ev halkını da alarak dağın yolunu tuttum.

Sabah kahvaltısından sonra şişi vurup ocağın üzerine attım. Saat 11 civarında müzisyenlerin sesi duyuldu. Ve merkeze doğru toplanma başladı. Daha sonra program başladı.

LİSELER ARASI BİLGİ YARIŞMASI

Liselerarası bilgi yarışmasını düzenleyenlerden İsmail Aktaş, yarışmayla ilgili bir konuşma ve değerlendirme yaptı. Yarışmada dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi.

Dereceye girenler:

  1. Sevilay Sancar : Anadolu ihl.
  2. Kader Ağırman: Anadolu ihl
  3. Osman Çelebi: Anadolu Lisesi

ve yarışmaya katılan kırk kadar öğrenciye ayrıca ödüller verildi.

Mustafa Ağırman hocanın katılımı bu dağa ayrı bir anlam kazandırdı.
Oltu kaymakamı ve başka davetliler de vardı.

Namazdan sonra rahmetli hocamız İbrahim Akçay için sitemiz aracılığıyla okunan hatimlerin duası yapıldı.

KÖY AĞASI

Koç satışında açık artırma usulu ihale yapıldı.
En fazla değeri veren Ali Akyüz köy ağası seçildi. Ulaşılan değer 5000tl oldu.

Erkeklerin ve kadınların ayrı bar oyunlarından sonra şenlik yavaş yavaş sona erdi.

İkindiden sonra çadırlar sökülmeye başladı.

Ve bir dağ dünü macerası da böylece sona erdi.

Dağ günlerinin güzelliklerini ve eksikliklerini inş. başka bir zaman değerlendirelim.

İzmir Pikniğinin Ardından…

İzmir pikniğine katılmak bu sene de bana nasip oldu.
19 mayıs tatilini fırsat bilerek İzmir’deki köylülerimizin 8. sini düzenledikleri İNCİ KÖYLÜLER DAĞ GÜNÜNE katıldım.

Önceki piknikleri hep internet üzerinden takip etmiştim. Osman Alkan’ın davetlisi olarak katıldım, bu sebeple kendisine teşekkürlerimi iletmek istiyorum.

Her şeyden önce pikniğin çok güzel olduğunu belirtmek isterim.
Önceki yıllardan bazı eksiklikleri vardı. Olsun bir araya gelebilmek, aynı organizasyonda buluşabilmek, aynı havayı teneffüs edebilmek, aynı barda mendil sallayabilmek güzel olması için yeterliydi..
Hele şehirleşmenin getirdiği yabanileşme, bencilleşme, bireyselleşmeye rağmen bir araya gelinebiliyorsa takdire şayan bir durumdur.
Köy olsa hemen Cellemigilin sokakta üç-beş kişi bir araya gelir ve bir piknik düzenlersin. Ama şehir hayatı buna fırsat vermiyor. Onun için İzmir?deki hemşehrilerimizi kutluyorum.
Eksiklikler yok değildi tabi ki? Ama eksiklikler bu pikniğe gölge düşüremezdi?

Uzun zamandan beri göremediğim birçok insanı, arkadaşımı, köylümü, komşularımı gördüm.
Çocukluğumda kapı komşum ve oyun arkadaşım olan Mecit?i gördüm. En az yirmi yıldır görmemiştim.
?Becco Memmet Emi?nin oğlu. Unutulmuş Mecit ?.Saç sakal birbirine karışmış. Yalnız yaşıyormuş. Annesi, babası ve kardeşleri ?Harslı Nene?nin köyüne yerleşmişler.

Çadırların kuruluşu biraz köydeki yerleşimi andırıyordu.
Aşağı mahalleden başlarsak gecerlere uğrarsınız. Yani Arif, İlyas ve Zakir Acarların çadırına.
Arif abi, barın başına geçtiğinde içinden gelerek oynadığı yüzünden okunuyordu.
Kardeşi ve adaşım Zakir?le uzunca ilk okul günlerimizden konuştuk. İlkokul resminden en genç kalanımız galiba Zakir. Allah hayırlı ömürler versin.

Burada İzmir?in en eskilerinden olan Selahattin Amca?ya bir selam verip, elini öptüm.

Akyüz kardeşlerin çadırına da aşağı mahalleye kalmış. İsmail abinin ve Mevlüt abinin cağlarından yedim. Şakir, Mürsel ve Musa hocalar ( kardeşler )aynı çadırda görüşebildiğim arkadaşlardandı. Yanlarında bir de enişte çadırı vardı. Onlarla da tanıştım.

Abdurrahman Abi ve İlyas Abi, çadır komşumuzdular. Meydana çadır kurmak isteyen yabancı unsurları nazik bir dille uyarırlarken bir İnçeli?nin gerektiğinde ne kadar nazik ve kibar olabileceğine şahit oldum.

Ahmet Candan, Faruk ve Behcet Ağırman İstanbul?dan gelen misafirlerdendi.
Bursa?dan da Harun ve Kadir Candanlar vardı.
Oltu?dan Hüsamettin ve Temel Cengiz gelmişlerdi.

Bu arada köyü temsilen de, tabii ki, İdris Hoca vardı. İdris Hoca için İzmir yolu, yayla yolu olmuş. Canı istediğinde atlıyor otobüse?
Yalnız İdris hocanın işi bu sefer biraz zor gibi? Çünkü İzmirliler hocadan ?malum kasetin? hesabını soruyorlardı. O tabi suçu Cevdet?e atmaya çalışıyordu?

Pikniği düzenleyenlerden Şerif Abi?nin çadırında yılın ilk kirazını ve dutunu yedim.

Hemen arka çadırda Mustafa Abi?nin ( Sevinç) çadırı vardı. Mustafa Abi, akşamdan biraz bizi korkuttu.
O akşam, geçirmiş olduğu küçük kazadan sonra bir sorunun olmadığını görmek rahatlattı hepimizi.
Aynı çadırda Haydar Emigilin İsmail Abi ve Bartın?dan gelen kardeşi Hüseyin?i gördüm.

Son bir yılda İzmir kervanına katılan Mustafa dayım, çadırını kurmuş kebabını kesiyordu. Emekli olduktan sonra İzmir?e yerleşen tek örnek, galiba, dayım.

Biraz yukarıdaki çadırda Resül ve Hakkı kardeşler vardı. Resül abiyi uzun yıllardır görmemiştim. Ama hiç değişmemiş. Yine o hınzır tebessümü, yüzünü aydınlatıyordu.

Biraz şöyle yan tarafa geldiğimde güynese inmiş gibi oldum. Çıtılerin hepsi oradaydı. Tabi büyüklerden kimse yok, en büyükleri Kadir abi. Hüseyin, Rüstem, Sinan, İbo ve diğerleri bir mahalle oluşturmuş. Kadir abinin oğlu Adem?in kaza geçirmiş olduğunu ve koltuk değneğiyle kalkabildiğini görünce üzüldüm. Allah acil şifalar versin.

Pikniğin teknik işlerinden Rüstem ve Sinan sorumluydu anladığım kadarıyla. Benim arabada çıkan bir sorunu da Sinan halletti, sağ olsun.

Biraz ötede Avni ve Lokman kardeşlerin çadırı vardı. Avni, Geçen yıl yazın köye gelmediği için yaz tatilimiz biraz sönük geçmişti. Güven?i aradık; biraz kızdırmak için ve muradımıza erdik.

Balkondan bakar gibi yine yükseklere çıkmış Çolakgilin Memmet abi. Oğulları Ahmet, Hüseyin ve Harun?u yanına almış, bir mahalle kurmuşlar? Fevzi emimin oğlu Hüseyin, enişteleri Fayık ve Huvaklı enişte de bu çadırın elemanlarındandı. Bu çadırda ziyarette olan İhsan Sancar ve İdris hoca ortama muhabbet katmaya çalışıyorlardı.

Az aşağıya indiğimde Nuri eniştemin kebabından yedim. Damatlar oyuna davet edilince Nuri abi barbaşına geçti ama diğer damatlar cesaret edip ortaya çıkamayınca ?damat barı? hevesimiz kursağımızda kaldı.

Öğleden sonra oyun alanı açıldı. Bir iki oyundan sonra vedalaşma zamanı geldi.
Saat dört buçuk olunca ?gaile sahibine sohbet haramdır? ?yolcudur Abbas ,bağlasan durmaz ?dedik ve düştük yollara.Bizi yola vuranları geride bırakarak??.

Aslında yazılacak çok şey var ama, şimdilik bu kadar yeter.
Özellikle belirtmem gerek, İzmir?de yeni bir nesil yetişiyor?.. Bu nesil tanımadığımız bir nesil. Ve elinden tutulması, okutulması gereken bir nesil.

25.05.2011

Köy ve Bayram – 1

Kurban bayramında köye gitmiştim. Hazan ve hüzün ile beraber bir bayram yaptık.

Arefe gününden başlar bayram.

Arefe gününün heyecanı bir başkadır. Hele bıyığı terlememiş, yeni yetme, toy delikanlıların günler önce başlayan hazırlıkları, artık tamamlanmıştır.

Köyde yaşamış her genç bu hazırlığı, bu heyecanı mutlaka yaşamıştır.

Arefe günü top atışlarından bahsediyorum.

Devamını oku

Ağırman Marketin Ardından

Yaz akşamları köyde dışarı çıkınca Hacı Nenem sorar ?akşam akşam nere gidersin.? Ben de; “çarşiye” derim. Nenem de; “hı, başımıza bi de çarçi çıkti” der.

Köyde çarşı derken Cellemigilin dükkânın önünü ve bağlantı yollarını kastederim.

Köyümün genci, yaşlısı, yatsı namazı öncesinde ve sonrasında o alanı bir toplantı-posta mekânı olarak kullanır. Sanki caminin uzak avlusu gibi.

İnsanlar birbirleriyle selamlaşır, tokalaşır, dertleşir, şakalaşır; arkadaşlar bir günlük hasretlerini burada giderirler.

Devamını oku

Ak Sultan

Her ne kadar ?ma?natu?ş şiir, fi badni-ş şair? demiş olsalar da, şairin şiirinde okur, kendi meramını anlar. Ya da şöyle diyelim: Okur, aslında şiiri okurken şairden aldığı ilhamla onu yeniden yazar. Şiir bir vecd halinin yansıması olduğu içindir ki, her okunuşta farklı dokunuşları olur. Şair için de, okur için de böyledir.

Kendim için bir savunma hattı oluşturduktan sonra şimdi Mustafa Aktaş?ın DAĞLARA SULTAN şiirinden yola çıkarak dumanını, karını, boranını, baharını, yazını, türküsünü, tulumunu, sazını içinde barındıran AKDAĞ?a uzanmak istiyorum.

Şairimizin attığı başlık, her şeyden önce kuşatıcı, büyüleyici biraz da merak uyandırıcı. . . Çok iddialı bir başlık: DAĞLARA SULTAN

Devamını oku

İnci Köyünde İmamlık

Rivayet odur ki, Tüvesür köyünden köyümüze göç etmiş olan Hafızoğlugil’in dedelerden Molla İbrahim, oğlunu İstanbul’a gönderir. Karadeniz’den sal üzerinde İstanbul’a gelir. 18-20 yıl gibi bir süre İstanbul’da kalarak kur’ani ilimleri tahsil ederek köye döner. Dönerken imamlık icazetnamesiyle birlikte cami beratını da padişahtan alır. Köye döndüğünde köyde imamlığa başlar. Uzun süre köyün imametini yürütür.

Yine aynı dönemlerde Hacogil, Sürbahan’dan göç edip bu köye yerleşince köyde hoca-imam boşluğunu görmüşler; ya da öyle bir boşluk yokmuş da kendi köylüleri olan Hocagili başka bir sebeple köye davet etmişler. Nihayetinde Hacogilden sonra Hocagil de bu köye gelerek yerleşmişler. Uzun yıllar ( belki asırlar boyu) köyümüzün imamlık görevlerini bu aile yüklenmiş. Başta Şakir Hoca olmak üzere oğulları Hafız Hoca ve Tahir Hoca, Osmanlı zamanında köyde imamlık yapmışlar.

Devamını oku

Pil Oyunu

Çocukluğumuzun unutulmaz oyunlarından PİL oyunu. Kısa ömürlü bir oyun olduğunu düşünüyorum. Köyümüzde pille çalışan radyo ve teybin ömürleri pil oyunumuzun da ömrünü belirler.

Belki, sokaklarda pillerin gezintiye çıkmalarından önce buna benzer bir oyun vardır, piller çıkınca onun yerine pil konulmuştur. Bilemiyorum.

Artık büyük piller çoğunlukla tedavülden kalktığı için oyun da unutuldu.

Oyunumuzu büyük pille oynardık.
Oyunda pil ve el büyüklüğünde yassı taşlar kullanırdık.

Devamını oku

İsmail’in Ardından

Köyden dönmüştüm. O gün sadece onu görmek ve onunla biraz konuşmak için gitmiştim Sondurak?a. Alt caddeye vardım önce. Yoktu, görünmüyordu. Sonra caminin yanından yukarı caddeye, karakolun bulunduğu caddeye çıktım. Cami önündeki saatli parkın yanındaki kaldırımda gördüm onu. Yanına yaklaştım; bir elinde süpürge diğerinde de el arabası? ?İsmayıl? diye seslenince dönüp bana baktı, gülümsedi; tekrar yüzünü çevirip hızlı hızlı el arabasını sürmeye başladı. Ben, arkasından ?İsmayıl? dedikçe hızlandı. Sonra trafikten bir fırsat bulup karşı kaldırıma geçti. Ben de arkasından karşı kaldırıma geçtim. Yine seslendim; geri dönüp baktı, muzipçe güldü, dönüp devam etti ters yönde yürümeye. Öyle hızlı gidiyordu ki, sanki o kaçıyor ben kovalıyorum. Arada bir dönüp bakıyor, alttan alttan gülüyordu. Bir oyun oynuyor gibiydik. Hani çocuklar: ?Beni yakalayamaz! Beni yakalayamaz!? der de koşarlar ya?

Karakolun önüne varınca el arabasını bıraktı, tekrar karşı kaldırıma geçip caminin avlusuna indi. El arabasının yanında biraz bekledim, gelmedi. Beni bir yerden gözetlediğini düşünerek oradan ayrıldım.

Devamını oku

Tarihin Son Hodakları

Tarihin son hodaklarından görüyorum kendimi. Tarihin dedim de dil sürçmesi değil, çocukken dünya köyden ibaretti, zaman da yaşadığımız günden ibaretti.

Güneş, Cücürüsün dağdan (yayladan) doğar Akdağ?dan aşardı. Batmazdı. Güneş, Akdağ?dan aştığında Hatka?ya sabah olurdu. Cücürüs?ün yaylasından doğduğunda ise Cücürüs?e akşam olurdu.

Bildiğimiz başka yerlerde vardı ama sanki onlarla aynı dünyayı ve aynı güneşi paylaşmıyorduk. Oltu vardı mesela; doktorların yaşadığı yer.

Sonraları Bursa ve İstanbul girdi dünyamıza, gidip de gelmeyenlerin yaşadığı yer olarak.

Devamını oku

Bir Hikaye İçin Önsöz

Belki bir hatıranın canlanmasıdır? Bir hikâye, çok eski yıllar önce yaşanmış ve hala da yaşanıyor olan bir hikâye? Bu hikâyenin yeniden hatıralarda canlanması, hayat bulması.

Bu hikâyeyi birlikte yaşadık, yaşarken çok da sevimli gelmemesine rağmen geri dönüp baktığımızda, neler neler yaşadığımızı düşününce, cazip gelmeye başladı. O kadar özlemle baktık ki geçmişe, elimize geçmeyen o günleri sanal âlemde yaşamaya çalışıyoruz.

Bu hikâyenin, yaşayanları ve ilgilenenleri açısından birçok farklı tarafı var. Birincisi yaşayanları halen daha hikâyenin bir parçası olmalarına rağmen ilgilenmeyenler. Bu hikâyenin onlar için bir sevimliliği yok. Belki bir fırsat arayışı içindeler, rollerini bırakıp kaçmak için. Onlar için dışarıdan seyredenlerin yeri daha cazip. Onlar için ?kahrolası bir hikaye?dir bu.

Devamını oku

Mırmıncik

Çocukluğumuzun vazgeçilmez anılarından MIRMINCİKten bahsetmek istiyorum. Yaz aylarını çoğunlukta köyde geçirmeme rağmen uzun yıllardır bu çocukluk hatırasıyla kapımız çalınmadı. Şimdilerde unutulmuş gibi görünen bu geleneğin, başka yörelerde başka şekillerde devam etmesi bize, çok eskilerden, belki Orta Asya?dan, kalan bir miras olduğunu gösterir. Aslında çocukların yağmur duasıdır bu.

Eğer uzun zamandır yağmur yağmadıysa, kuraklık baş gösterdiyse, büyükler yağmur duasına çıkar küçükler de mırmıncik alıp kapı kapı dolaşırlar.

Önce temiz bir safağel(safağil) bulurduk. Ahır safağili değil tabii ki, kapı-baca safağili. Safağilin üst tarafına bir değnek geçirirdik ya da bağlardık; kol gibi olacak şekilde. Sonrada bulabildiğimiz eski-püski elbiselerden giyindirip kadın yada adam şekline sokardık.

Devamını oku

© 2020 iNCi KöYü

Scroll Up