Yazar: Muammer AKÇAY

3 kayıt bulundu

Soğanlı Çılbır Destanı

BİR GURBET ŞİİRİ: SOĞANNİ ÇILBIR

“Kurtulamam üç nesnenin elinden
Biri firkat biri gurbet biri aşk
Üçü bilmez birbirinin halinden
Biri firkat biri gurbet biri aşk”

Cevheri


Fırkat, ana ocağından, yar kucağından ayrılık… Gurbet fırkatte gizli, uzakla kaim. Aşk onlardan müştak. Hepsi birlikte bir anlam; hasret…

Devamını oku

Hafızu-l Kur’an İbrahim Akçay Hoca

Malum olduğu üzere 26 Haziran Hafız İbrahim AKÇAY Hoca’nın ölümünün 19. yıldönümüydü. Yıl dönümü vesilesiyle hem kendisini rahmetle yad etmek hem de 63 yıllık hayatının kısa bir hikayesini siz değerli köylülerimizle paylaşmak istedik. Her kişinin hayatında diğerlerince örnek alınacak bir takım hususiyetler vardır inancındayız.

Hoca 1929 yılında doğdu. Babası Karaaligil?in Yusuf Hoca, annesi ise Huvaklı Nene olarak da bilinen Firdevs Nenedir. Ailenin öz olarak üçüncü, üvey olarak ise Merhum Yusuf ALTAŞ (Topal Hoc)Hoca?nın eşi olan Hadise Nine ile birlikte dördüncü çocuğudur.

Devamını oku

Medrese Hatıraları (1)

Medreseden Kaçış

Yapan bilir,
Hafızlık zor iş.
Durmadan dinlenmeden,
Gece gündüz dinlemeden,
Herge koşulan tosunlar gibi,
Seni de bağlarlar samiye sambağıya,
Artık canlanmaya imkân yok.
Gecesi, gündüzü yok,
Umut edilecek bir pazarı yok.
Kaçsaaan kovalayacak adam çok.
Bir hafta, iki hafta, üç hafta
İzin mi? değil bile lafta
Bütün umut Hocada
Hocanın eşeğinde.
Ne hoşumuza giderdi Hocanın eşeği
Eşeğin uzaklardan duyulacak sesi
Bir işaret sayılırdı işe güce
Herkesi kaplardı bir telaşa
Eşeğin sesi nereden geliyor,
Acaba Hoca bir yere mi gidiyor?
Nöbetçiler yollanır dış kapı kollarına
Dikkat ederler Hocanın yollarına
Eğer eşek dışarıda
Semeri vurulu,
Balta da sokulu ise
Bir haber ulaşır içeriye
Herkes döner deliye.

Bekleme başlar gözler kapıda
Mushaflar kapalı, başlar havada
Son bir haberin gelmesi beklenir;
Hele olumlu olması yeğlenir.
?Uşaklar! Hoca oduna gitti? dedi mi ulak
Artık hiçbir itiraz istemez kulak
Hey heylere karışmış çığlıklar eşliğinde
Birer ikişer kapının eşiğinde
Yollanır hafızlar evlerine neşeyle.
Yine de anadan babadan bir endişeyle,
Ancak bir bahane bulması gerekir hafızın
Tatmin de edilmesi gerekir ananın babanın
Çünkü Hoca ?hadi gidin? dememiştir,
?Bugün tatil? diye söylememiştir.
Belki bir yük ot getirmeye gitmiştir.
Ama artık iş işten geçmiş,
Herkes oyun eğlenceye dalmış,
Onları toplamak imkânsız gibi
Körpeyi davardan ayırmak gibi
Herkes kendini araziye salmış
Acılı hesap ertesi güne kalmıştır.
Belki Hocanın hoşuna da gitmiştir:
“Yarın hem söver hem döverim
Bu arada işimi de yaparım.”

Sanmayın ertesi gün için karalar bağlanır
Bin bir korku ile medreseye yollanır
Herkes gününü gün etme telaşında
Yenilecek dayak kimin umurunda
Sonra mukadder olan için ne gam
Birkaç sille için ne keder
Böyle yoğurmuş bizi kader
Velhasıl gün tükenir
Hoca bilendikçe bilenir
Gün ağarır ders başlar
Mushaflarda bütün başlar
Etmek için Hocayı şadan
Bu kez olsun etmeden nadan
Dersini iyi yapma gayretinde
Bütün umut Hocanın inayetinde.

Hoca gülümseyerek girer içeri
Bir Allah?ın kulu kalmaz dışarı.
Ne yaşanacaksa yaşanır
Maça İsrafil?le başlanır
Sillenin ölçüsü bizde ayarlanır,
Ne konu, komşuya bakar
Ne dost, akrabaya bakar
Hoca ayağında top dolaştırmadan
Sekmeden sektirmeden
Gol üstüne gol atar.
Golü yiyen seyr-i âleme dalar
Alan razı satan razı
Atan razı yiyen razı
Kimsenin yok itirazı
Belki içlerinde bir tını
Dillerinde bir mırıltı
?Gün ola devran döne
Belki görüşürüz yine?
Bu hikâye de böyle bite.

Muammer AKÇAY

© 2020 iNCi KöYü

Scroll Up