En Güzel Örnek; Hz. Muhammed

Kâinâtı yoktan var eden Yüce Allah, yarattıkları arasında insana ayrı bir değer verir. Bundan dolayı insan, yaratılmışlar arasında Eşrefül-mahlûkât (yaratılmışların en şereflisi) olarak bilinir. Yüce Allah, yarattıklarının en şereflisi olan insanı kendine muhâtab olarak almıştır.

Kurân-ı Kerîmin birçok âyeti “Ey insanlar” diye başlamaktadır. İnsana değer veren Yüce Allah, bu dünyada her şeyi onun için yarattığı gibi, öbür dünyada da ona cenneti hazırlamıştır. Kur?ân-ı Kerîm?de de, cennete giden yolun dünyadan geçtiğini söylemiştir. Dünyâda nasıl yaşayacağını ve cenneti nasıl kazanacağını da kendisine öğretmiş ve bunun için kitaplar ve peygamberler göndermiştir. Gönderdiği peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v), son kitap da Kurân-ı Kerîmdir.

Yüce Allahın gönderdiği son kitap olan Kur?ân-ı Kerîm, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)i insanlara en güzel örnek (usve-i hasene) olarak takdîm etmektedir. Evet O, Yüce Allahın insanlar içinden seçip yine insanlara gönderdiği en güzel örnektir. Uyulması gereken imâm, peşinden gidilmesi gereken lider, örnek alınması gereken insan yalnız Odur. Onun örnek alındığı dönemler ve çağlar, insanlar için özellikle de Onu örnek alanlar için altın çağlar olmuştur. Onu örnek alan insanlar, hem bu dünyayı hem de öbür dünyayı kazanmışlar, Onu tanımayanlar da rezîl ve zelîl olmuşlardır. Bu rezîl ve zelîller, ayrıca öbür dünyada da perîşan olcaklardır.

Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v), insânî değerlerin kaybolduğu bir toplumda, câhiliye toplumunda peygamber olarak gönderildi. Kısa zamanda bu toplumu ve toplumu meydana getiren fertleri değiştirdi ve onları en üstün seviyeye çıkardı. Bunu nasıl yaptı? Nasıl başardı bunu? İşte bu konu üzerinde kafa yormamız ve bu konuya yoğunlaşmamız gerekiyor. Özellikle diplomalı ve okumuş insanların büyük çapta hırsızlıklar yaptığı ve her türlü olumsuzluğu işlediği bu zamanda bu konuya çok yoğunlaşmamız gerekiyor.

Hz. Peygamber, herşeyden önce insana değer verdi. Bütün mesâisini insanı yetiştirmeye, olgunlaştırmaya ve onu kâmil hale getirmeye teksîf etti. Çünkü Yüce Allah, insana değer vermiş, onu muhâtab almış, onu cennete dâvet etmişti. Sevgili peygamberimiz de Yüce Allahın değer verdiği insana değer vererek, onu yetiştirerek, onu olgunlaştırarak işe başladı.

İnsanı yetiştirmek çok zordur. Ona şekil vermek, istenilen kıvâma getirmek bir ömür ister. Bunun için, içinde yaşadığımız dünyâda okullar, mektepler, üniversiteler, fakülteler ve eğitim kurumları faâliyet göstermektedirler. Pek başarılı oldukları da söylenemez. Yapılan masraf, harcanan mesâi ve tüketilen enerji, elde edilen netîcenin yanında çok aşırı derecede fazladır. Yani bütün bu gayretlerin ve masrafların sonucunda elde edilen başarı, istenilenin çok altındadır. Halbuki Hz. Peygamber, az zamanda, az masrafla bütün dünyâya örnek olan bir sahâbe nesli vücûda getirmiştir. Acaba bunu nasıl başarmıştır?

Hz. Peygamberi bu başarıya, tâkibettiği şu üç kademeli yol ulaştırmıştır. Hz. Peygamber, evvelemirde insanlara, kendilerinde var olan olumsuzlukları atmalarını, kafalarını ve kalplerini her türlü pislikten temizlemelerini tavsiye etmiştir. “Putlara tapmayacak üstelik onları reddedeceksiniz, hırsızlık yapmayacaksınız, zinâ etmeyeceksiniz, kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeyeceksiniz, birbirinizin aleyhinde konuşmayacaksınız?.” demiş, muhâtabları da bu dediklerini kabûl etmiştir. Kelime-i tevhîdin birinci bölümü olan ?Lâ ilâhe? (hiçbir ilâh yoktur) ifadesi bunu gerektirmektedir. Yüce Allah?ın dışındaki bütün ilahları reddetmek demek, onların insana empoze ettiği ve edebileceği bütün kötülükleri ve olumsuzlukları hayattan söküp atmak demektir. İlk planda, bu kötülüklerin atılması gerekir. Bu kötülükler atılmadan insanın ayakta durması ve kendini koruması mümkün değildir.

Hz. Peygamber ikinci olarak, insanlara güzellikleri öğretmiş ve bu güzellikler ile hayatlarını ve dünyâlarını süslemeleri gerektiğini tavsiye etmiştir. Kelime-i tevhîdin ikinci bölümü olan ?illallâh? (ancak Allah vardır) ifadesi de bunu emretmektedir. İlahları, tanrıları ve onların telkîn ettiği kötülükleri reddeden insan, Yüce Allah?ı ve Allah?ın telkîn ettiği güzellikleri kabûl edecek ve hayatını onlarla süsleyip tezyîn edecektir. Hz. Peygamber, yıllardan beri puta tapan ve şirk inancının kirlettiği insanlardan bu iki şeyi istedi. O insanların içinden, bu iki şeyi kabûl edenler, her türlü mânevî hastalıktan kurtuldu ve sahâbî oldular. Söz dinlemeyenlerin ise, hem bu dünyâları yıkıldı hem de öbür dünyâları.

Hz. Peygamber?in izlediği bu iki kademeli metodu, şöyle bir misalle daha anlaşılır hâle getirebiliriz: Elimizde bir su bardağı ve bu bardağın içinde de biraz pis su olduğunu düşünelim. Dışardan bu bardağın içine ilâve ettiğimiz temiz su, pislenir mi pislenmez mi? Bu soruya verilecek cevap ?Elbette pislenir? şeklinde olacaktır. Çünkü bardağın içindeki su pis sudur ve dışardan ilâve edilecek su da bardağın içine girer girmez pis olacaktır. Demek ki, içinde pis su bulunan bir bardağa temiz su koymak akıl kârı değildir. Doğru olan, pis suyu döktükten ve bardağı temiz bir şekilde yıkadıktan sonra temiz suyu doldurmaktır. Bardağın veya su kabının içinde pis su durduğu müddetçe, siz oraya ne kadar temiz su ilâve ederseniz edin, ilâve ettiğiniz su da pislenir. Pis suyu boşaltır, bardağı da güzel bir şekilde yıkar ve sonra içine temiz su koyarsanız, o su orada temiz olarak kalır. İşte Hz. Peygamberin yaptığı da budur. O, karşısına aldığı insanları önce tertemiz yıkamış ve bütün pisliklerden arındırmıştır. Sonra da onları, İslâm?ın güzellikleri ile süslemiş ve güzelleştirmiştir.

Bu iki yolu izleyen Hz. Peygamberin takip ettiği ve önem verdiği üçüncü yol da örnek olmaktır. O, ashâbına tavsiye ettiği her güzel işte onlara örnek olmuş ve canlı bir Kurân-ı Kerim olarak arkadaşları tarafından devamlı izlenmiş ve kendisine kulak verilen bir kişi olmuştur. Eğitim-öğretimde başarılı olmanın en etkili yolu da budur. Yani öğreten kişinin, her iyilik ve güzellikte öğrencilerine örnek olmasıdır. Öğrenciler, kendilerinden yapılması istenen şeyleri öğretmenlerinde görmek isterler. Hz. Peygamber, ashâbından yapmalarını istediği her iyiliği ve güzelliği, önce kendisi yapan bir muallimdi. Bu sebepten dolayı Yüce Allah, Hz. Peygamberi bize her işimizde örnek göstermiş ve meâlen şöyle buyurmuştur.

“Yemin olsun ki, Allahın elçisinde sizin için, Allaha ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allahı çok anan kimseler için (uyulacak) güzel bir örnek vardır.” (Kurân-ı Kerim, el-Ahzâb Sûresi, âyet 21.)

Yüce Allah, bu âyet-i kerîme ile biz müminleri, Hz. Peygamber?in hayatını iyi anlamaya ve ona benzemeye yönlendiriyor. Çünkü Hz. Peygamber, insanlara sâdece birtakım nazarî bilgileri öğretmek için gönderilmemiştir. O, öğrettiklerini yaşamış ve yaşanması için mücâdele vermiştir. Âyette, Hz. Peygamber?in, Yüce Allah?ın hoşnutluğunu kazandıracak davranışlarda bulunmak isteyenler için mükemmel ve canlı bir örnek, en büyük fazîlet numûnesi olduğu anlatılmaktadır. Böylece Hz. Peygamber?in, hislerine mağlup insanları memnun etmek ve onlara pratik değerden mahrum birtakım nazarî kaideler öğretmekle görevli olmayıp, onun hedefinin, insanlığa amelî kaideler öğretmek ve bu kaideleri kendi yaşayışıyla izah ve tarif etmek olduğu anlaşılmış olmaktadır. Bu sebepten dolayı, onun hayatı ve sîreti incelenirken bu nokta asla gözden uzak tutulmamalıdır.

Çevremizdeki insanlarla, özellikle etrafımıdaki insanlarla ilgilenirken Hz. Peygamber?in bu sünnetini esas almalıyız. Herşeyden önce onları kötülüklerden uzak tutacağız, sonra da iyilik ve güzelliklerle donatacağız. Daha sonra da hep birlikte Hz. Peygamber efendimizi örnek alacak ve ona benzemeye çalışacağız. Bu arada biz de, çocuklarımıza ve öğrencilerimize örnek olacağız. Söylediklerimizi biz yaşamazsak, sözlerimizin havada kalacağını ve kimseye etki etmiyeceğini bilmemiz lazım gelir. Unutmayalım ki, İslâm, Yüce Allah?a teslim olmak ve onun yasaklarından kaçarak emirlerini yerine getirmekten ibârettir.

Kaynak: eilahiyat.com

Loading

Bu yazıyı derecelendirmek için tıklayın!
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Bir yorum yazın

İsim girişi zorunlu, E-posta girişi isteğe bağlıdır. E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

1 Yorum

  1. Abdullah

    Efendimiz savi örnek alıp ona uymak yerine onu öldürmeye çalıştılar, ama ben diyorumki Ya Rasulellah keşke sen yaşarken olsaydımda hiç bir şeyim olmasaydı.Ya Nebiyyellah seni çok ama çok seviyoruz, yoluna canımız, malımız herşeyimiz feda olsun…

© 2024 iNCi KöYü