İlim Öğrenilir mi, Yenilir mi?

Evet, yanlış duymadınız. Bizim köyde ilim yenilir. Yeni nesiller değil belki, ama 30 yaşın üzerindeki her köylümüz neredeyse ilim yemiştir. Nasıl mı? Anlatayım efendim.

İlim öğrenilir, talep ve tahsil edilir değil mi? Oysa bizim köyde ilim yenilir de. Aylardan Mayıs ya da Haziran’ın ilk günleri, yani geç ilkbahardır. Önünde öküzlerle Mağarabaşı’na, Eysüpens’e, Üşüler’e, Alininçayırları’na giden her hodak ya da kuzuları otlatan küçük uşak mutlaka cebinde keskin bir Huvak bıçağı taşır. Öküzler, kuzular yayılırken (otlarken) hodağın işi yoktur. Hodak, kendine bir eğlence bulmalıdır. Bıçağı eline alır, çıkar bir doruğa (Doruk, çamın körpesine denir.). Kabuğu oldukça yufkadır. Kâğıt gibi düz, sapsarı. Kabuğun altına bahar olduğu için su yürümüş, elastiki bir jel halini almıştır, jelâtin kadar şeffaf ve ince yani. Ağaç gövdesinin üstünde, kabuğun hemen altındadır. İşte baharda ağacın kabuğunun altında oluşan jelatinimsi katmana “ilim” denilir. Tadı mükemmel, şekli ince ve şeffaftır. “Peki, nasıl yeriz ilimi?” derseniz, onu da anlatayım:

İlimin Yenilişi: Hodak önce uygun bir çamı ya da doruğu seçer. Ağacın üzerine tırmanır. Bıçağıyla dikdörtgen bir alanın kabuğunu, kabuğun altına zarar vermeden sıyırır. Sonra bu körpe kabuğu külah haline sokar, dibini bir ağaç parçasıyla iğneler (bu elde edilen yeni külaha “sumak” denir) ve hodak sumağı yanında uygun bir yere koyar. Bıçağı belli bir açıyla, ağacı yontmadan ağacın gövdesindeki sadece jelâtinimsi kısmı yani ilimi sıyıracak şekilde yukarıdan aşağıya doğru yavaşça çeker. Bir peynir dilimi gibi atar ağzına yer.

Sumak ne işe yarar derseniz, ilimden eşe dosta götürelim de onlar da yesin diyorsanız, işte ilimi sumağa koyar köye götürürsünüz.

Faydaları: İlim yemenin tadı. Daha sonra ilim yenilen kısmın çıraya dönüşmesi. Ağaç kurursa kesilip kışın yakılması.

Zararları: İlim yemek ağaçların gelişimine büyük zarar verir. Çünkü kabuğu soyulan ağaç bodur kalabilir, kuruyabilir. Keçiler de bunun için yasaklandı ya zaten? Çünkü ilim yemenin ustası keçilerdir. Ormana gittiğinizde yaralı, reçine akıtan bir ağaç görürseniz, muhtemelen bir keçi o ağacın kabuğunu soymuştur. Ama yara yüksekte ise işte orada birisi ilim yemiştir. Kim bilir kim? Şimdi kaç yaşındadır, nerededir? Belki de mezarda? Hiç olmazsa rahmet okuyun.

İlim yiyen vicdanlı biri için zaman zaman “Ağacın derisini mi yüzüyorum acaba” hissi uyanır. Kolci (ormancı) yakalarsa yandın demektir. İyi seçmemişsen ağacı, ağzında odun/ağaç yemiş gibi olmanın tadı vardır; hatta “pis” (pis: çam ağacının reçinesi) yemiş gibi olursun ki o zaman da eziyet gibidir.

Tavsiyemiz: İlimin tadı güzeldir. Ancak bu tadı unutun, ilim yemek için çamın kabuğunu soymayın. Yazıktır, günahtır. İlla yiyecekseniz, bizim köylülerimiz gibi, ağacın çok az bir kısmının kabuğunu soyun ki ağaç kurumasın, kendini tedavi etsin. Ama ilim tahsili için her şeyi göze alın. Çünkü bilgin atalarımız “her şey için bir engel, ilim öğrenmek için ise mutlaka engeller vardır.” demişler.

Eşref ALTAŞ

Loading

Bu yazıyı derecelendirmek için tıklayın!
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Bir yorum yazın

İsim girişi zorunlu, E-posta girişi isteğe bağlıdır. E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

1 Yorum

  1. isimsiz

    güzel bir mesaj nükte ile beraber çok güzel kaleme alınmış. İlimlerin yenmediği ama öğrenildiği yeni nesiller dileğiyle makale sahibine teşekkürler.

© 2024 iNCi KöYü