Yürüyen Kuran Günü 4 Ağustos 1985

Doğu Anadolunun en büyük hafızlık merkezi Erzurumun İnci köyünde yapılacak

4 Ağustos 1985 günü güneş bu kez Oltu’dan doğdu. Oltu’ya bağlı İnci Köyü’nde bir yıl önce açılışı yapılan Kur’an Kursu, ilk mezunlarını bugün verdi. Çevre il ve ilçelerden gelen çok sayıdaki davetlilerle kutlanan mezuniyet töreni İnci Köyü’ne bir km uzaklıktaki Kaban mevkiinde başladı. Sabahın erken saatlerinden itibaren gelmeye başlayan davetliler, bu mahalde ağırlandılar. Ev sahibi İnci Köylüleri misafirlere sabah kahvaltısı ikram ettiler. Organize bakımından dikkatleri çeken 6’şar kişilik 50 tane yer sofrasında milli bir havanın esişi misafirleri adeta büyüledi.

Misafirler köylüler tarafından karşılanıyor
Dünya ikincisi Davut Kaya

Daha sonra İnci Köyü’ndeki Kur’an Kursu’nun bulunduğu yere gidildi, öğle namazını müteakip camide Kur’an’lar okundu, konuşmalar yapılıp dualar edildi. Kur’an-ı Kerim tilavet dalında dünya ikincisi Davut Kaya’nın okuduğu Kur’an ve küçük Osman’ın okuduğu ilahiler müslümanları oldukça coşturdu.

Sıra konuşmalara gelmişti. Ev sahibi Oltu Müftüsü İbrahim Çakır davete icabet edenlere teşekkür ederek, yapılan işin bir çeşit cihad olduğunu söyledi. Erzurum Müftü Vekili Ömer Can da, hafızların birer Kur’an olduğunu onlara abdestsiz el dokundurtmamasını öğütledi. Ebubekir Varrak’ın oğlunun hocaya ilk gittiği gün öğrendiği bir ayetin tesirinde kalıp günlerce hasta yattıktan sonra öldüğünü anlatarak, böyle bir neslin yetiştirilmesi için ellerinden gelen gayreti göstereceklerini söyledi. Kur’an Kursu ilgililerinden Mustafa Ağırman da yaptığı konuşmada, Kur’an Kursu’nun kuruluş amacı ve çalışmaları hakkında bilgi verdi. Ağırman, “Çocuğunu bize teslim et, bir yıl sonra hafız olarak al” şeklinde Türkiye müslümanlarına bir davette bulunarak hafızların Kur’an’ın tümünü ezberleyen ve tümüyle amel eden müslümanlar olarak yetiştirileceğini söyledi.

Küçük Osman ilahi okuyor

Camideki konuşmalardan sonra mezun talebelere diplomaları verilmeye başlandı. İlk diplomayı Erzurum Valisi adına Milli Eğitim Gençlik ve Spor Müdürü R. Nurhan Yavuz verdi. Diğer diplomaları Erzurum Atatürk Üniversitesi’nden gelen yüksek düzeyde öğretim görevlileriyle çeşitli dairelerin müdür ve müdür yardımcıları verdi.

Diploma merasiminden sonra davetliler Kur’an Kursu’nu gezdiler. Temiz ve modern tesisler yapıldığını ifade eden misafirler, kursun yatakhane kısmının bir an önce bitirilmesi için ellerinden gelen gayreti göstereceklerini söylediler.

Kur’an Kursu’ndaki incelemelerden sonra Kaban mevkiine dönüldü. Havanın çok sıcak oluşu, gökte bir mahalde bulutların oluşması köyün yaşlıları tarafından yağmur işareti olarak hatırlatıldı. Organize görevlisi İbrahim Ağırman programın zaman alıcı kısımlarını çıkardı. Rahmet bulutları altında serin bir havada misafirlere öğlen yemeği ikram edildi. Uzun zamandan beri birbirleriyle görüşemeyen müslümanlar hasretlerini yemekte bol bol sohbet ederek bir nebze giderdiler. Ayrıca bu törenin gelenek haline getirilmesi istendi. İlgililer bu teklifi kabul ederek önümüzdeki yıl bu merasimin daha kapsamlı bir şekilde yapılacağını ifade ettiler.

Artık ayrılık vakti gelmişti. Vedalaşıldı, tekrar buluşmak için dualar edildi. Yağmur yağmaya başladığında misafirler köyden henüz ayrılmışlardı. Onları uğurladıktan sonra Kur’an Kursu ilgililerinden Mustafa Ağırman ile konuştuk.

Röportaj

GÜLCÜ: Hocam bize Kur’an Kursu’nun geçmişi hakkında bilgi verir misiniz?
M. AĞIRMAN: BİSMİLLÂHÎRRAHMANİRRAHİM
Köyümüz eskiden beri hafız yetiştiren bir köy olarak tanınırdı. Köyümüzde yetişen hafızlar bugün Türkiye’nin birçok yerlerinde vazife yapmaktadırlar. Türkiye’nin meşhur hattatlarından Hafız Hasan Çelebi, Oltu Birlik Camii İmamı Ali Ağırman, Şenkaya Bardız İmamı İbrahim Altaş’ta köyümüzün yetiştirdiği hafızlardandır. Hafız yetiştiren hocalarımız Allah’ın rahmetine kavuşunca köyümüzdeki Kur’an hizmeti bir ara kesintiye uğradı. Biz, köyümüzün geçmişine layık bir Kur’an Kursu yapıp yeniden hafız yetiştirilmesine başlamayı düşündük. Resmi bütün hazırlıkları tamamladıktan sonra Diyanet’e müracaat ettik. Kur’an Kursumuz geçtiğimiz Ekim ayında resmen açılmış oldu. Bugünde birinci dönem mezunlarının diploma merasimleri için buraya toplanmış bulunuyoruz.

GÜLCÜ: Ne kadar talebeniz var?
M. AĞIRMAN: Kırka yakın kayıtlı talebemiz var. Bunlardan 17 tanesinin diplomaları verildi. 15 veya 20 kadarı da hafızlığa devam etmektedirler.

GÜLCÜ: Komşu köylerden de talebe alıyor musunuz?
M. AĞIRMAN: Biz bu hizmeti çok geniş çaplı düşünüyoruz. Sadece kendi köyümüz için değil, bütün Müslümanlara hizmet etmeyi düşünüyoruz. Önümüzdeki seneler komşu köylerden ve komşu ilçelerden de talebe kabul edeceğiz.

GÜLCÜ: İleriye dönük düşünceleriniz nelerdir?
M. AĞIRMAN: İstikbalde yapacaklarımızı iki basamaklı olarak düşünüyoruz. 1) Caminin yanında gördüğünüz binayı ikmal edip Kur’an Kursumuzu yatılı hale getirmenin gayretleri içerisindeyiz. Bu planımız gerçekleşirse komşu köylerimizin çocuklarını da kursumuza kabul edeceğiz. Bunun için de müslümanların yardımlarını bekliyoruz. 2) Biz ileriki tarihlerde Doğu Anadolu’nun büyük hafızlık merkezini kurmayı düşünüyoruz. Şöyle ki köyümüzün camisinin etrafını istimlâk edip büyükçe bir cami ve etrafına her şeyi ile mükemmel bir külliye yapmayı düşünüyoruz. Bunu yaptığımız takdirde Doğu Anadolu’nun en büyük Kur’an Kursu ve en disiplinli hafızlık merkezi köyümüzde kurulmuş olacaktır. Cenab-ı Hakk’ın rahmeti ve yardımı ile bu işin yapılacağına inanıyorum…

GÜLCÜ: Böyle bir şeyi şehirde değil de niçin köyde yapıyorsunuz?
M. AĞIRMAN: Efendim, hafızlık yapmanın da bir yaşı vardır. Bunu erbabı çok iyi bilir. O yaş geçtikten sonra hafızlık yapmak çok zordur. Hafızlık yapacak küçük yaştaki çocuğu da oyun, eğlence, TV, sinema gibi vakti tüketen faktörlerden uzak tutmanız gerekmektedir. Gördüğünüz gibi köyümüzde kahve, TV, sinema ve buna benzer şeyler yoktur. Havası temiz, suyu temizdir. Etrafı çamlıktır. Dışarıdan gelecek çocuğun okumaktan başka uğraşabileceği hiçbir iş yoktur. Çocuğu şehrin gürültülü, meşgul edici havasından uzaklaştırıp hafızlık havasına sokmak için bu müessesenin köyde yapılmasını düşünüyoruz.

GÜLCÜ: Gayeniz çocuğu sadece hafız mı yapmaktır?
M. AĞIRMAN: Hayır efendim. Biz Kur’an’ı evlatlarımızın zihnine doldurmaya gayret ettiğimiz gibi Kur’an’ın emirlerini de onların hayatlarına hakim kılmanın mücadelesini veriyoruz. Yani, hafız yapmağa uğraştığımız çocuğun ahlâkının Kur’an ahlâkı olması için çırpınıyoruz. Gayemiz evlatlarımızın birer YÜRÜYEN KUR?AN olmasıdır.

GÜLCÜ: Neden illâ da hafızlık diyorsunuz?
M. AĞIRMAN: Efendim, hafızlık İslâmi ilimlerin temelidir. Hafızlık İslâmi manada alim olmanın başlangıcıdır. Hafız olmadan diğer ilimlerin de olmayacağı kanaatinde olduğumuz için illâ da hafızlık diyoruz.

GÜLCÜ: Güçlüklerle de karşılaştınız mı?
M. AĞIRMAN: Gezip gördünüz, biz her şeyin en güzelini yapmanın gayreti içerisindeyiz. Binanın içinin ve dışının temiz ve modern olmasını istiyoruz. Bizim kursumuz gibi temiz ve her şeyi ile mükemmel bir kurs bu civarda bulamazsınız. Her şeyin iyisini yapmak da biraz maddi imkân istiyor. Bu bakımdan biraz güçlüklerle karşılaştık. Fakat Allah’a hamd olsun inananların yardımıyla bunlarda gideriliyor.

GÜLCÜ: Okuyucularımıza mesajınız nedir?
M. AĞIRMAN: Allah’ın yolundan ayrılmayın. Dünya ve ahiret saadeti istiyorsanız Kur’an’a hizmet ediniz. Herkes kendi işiyle uğraşıyorken, siz dine hizmet işiyle meşgul olun. Bir de müsaadenizle sizin aracılığınızla okuyucularınıza şunu ulaştırınız: Maddî hiçbir geliri ve hiçbir imkânı olmayan İnci Köyü’nde yapmaya çalıştığımız Kur’an Kursumuz için bizlere maddi ve manevi bakımdan yardımcı olunuz. Buraya göndereceğiniz ufacık bir yardım kıyamete kadar Kur’an’ın okutulmasına vesile olacaktır. Damlaya damlaya göl olur, damlacıklar sel olur atasözünü unutmayınız.

GÜLCÜ: Allah sizden de razı olsun, teşekkür ederim.
M. AĞIRMAN: Asıl ben teşekkür ederim.

Ne Dediler?

Recep KAYA (Hafız): İnci Köyü’ne yakın bir köydenim. İnci’lileri yakinen tanır ve bilirim. İnci Köyü’nde hafız yetiştirme geleneği eskiye dayanmaktadır. Bu köyden Yusuf Hoca isminde bir zat kendisini Allah rızası için hafız yetiştirmeye adamıştı. Ve 150’nin üstünde hafız yetiştirmiştir. Ölümünden sonra hafız yetiştirme işi bir süre durmuştu. Ne var ki bu hizmetin yeniden başlatıldığım gidip yerinde gördüm. Yapılan ve yapılacak olan çalışmaların hafız yetiştirmek için olumlu şartlar ihtiva ettiğini müşahede ettim. Kur’an Kursu’nun şehir ve onun getirdiği meşgalelerden uzak oluşu, binanın çok modern bir şekilde inşa edilişi ve tecrübeli hocaların oluşu hafızlığın kısa bir süre içerisinde tamamlanmasına büyük imkânlar sağlamaktadır. Ben hafızlığımı üç yılda yaptım. Eğer bu imkânlar içerisinde okumuş olsaydım bu süre yarıya inerdi.

Mikail AYYILDIZ: İnci Köyü’ndeki merasim sırasında edindiğim izlenimler, gerçekten müslümanların vahdet içerisinde İslâm için büyük hizmetlerin yapılabileceğini müşahede ettik. Köylülerin gayretiyle çok sayıda öğrencinin hafızlık yapabilmesi için maddi ve manevi imkânlarını seferber ettiklerini gördüm. Bu gibi hizmetlerin memleketin her köşesinde devam etmesini içtenlikle arzu ediyorum.

İbrahim BABACAN: Bu bir doğuş merasimiydi. Müslümanlar bu yeniden dirilişi kutluyorlardı. Bu köyün gerçekten manen etkileyici bir havası var. Diriliş merasimi, müslümanların coşkulu oluşu, maddi etkenler sanki bir defalık buraya toplanmışlardı. Bu işin temelinde Allah’ın rızası var. Her şeyde görülen harikuladelik bundan olmalı.

Aslan GÜLCÜ – 19 Eylül 1985

Loading

Bu yazıyı derecelendirmek için tıklayın!
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Bir yorum yazın

İsim girişi zorunlu, E-posta girişi isteğe bağlıdır. E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

10 Yorum

  1. Fatih ÇAKIR

    Aradan bunca zaman geçmesine rağmen bunların muhafaza edilmiş olması çok güzel.Emeği geçenlerden Allah razı olsun..Davut KAYA Hocamızın arkasında görülen kişi o dönem Oltu Müftüsü olan İbrahim Çakır benim babam.1995de vefat etti.Onun nezdinde orada bulunanlardan ahirete intikal etmiş olanlara Rabbim rahmetiyle muamelede bulunsun inşallah amin

  2. eşref altaş

    fatih hoca ağırmanbu bilgileri muhafaza edenlere teşekkür etmiş. Ben de kendisine teşekkür ederim. çünkü konuyla ilgili ilk araştırma teklifi kendinindir. ve onun çeşitli kaynaklardan elde ettiği belgeler de daha sonra burada yayınlanacaktır.

  3. incili

    ne güzel günlerdi o günler vaybe

  4. ORHAN

    O GÜNLERİN TADINA DOYUM OLMAZ MUHAKKAK. DUYGULANMAMAK ELDE DEĞİL BU BİLGİLERİ GÜNÜMÜZE KADAR MUHAFAZA EDENLERDEN ALLAH RAZI OLSUN.İLK DEFA İLAHİMİDE BURDA OKUMUŞTUM.O İLAHİYİ DUYDUĞUMDA HALA AYNI HEYCANI YAŞIYORUM.

  5. israfil

    dedemin fotografını yayınladığınız için çok teşekkür ederim

  6. fatih ağırman

    O TÖRENLERİ YAŞAMIŞ BİRİSİ OLARAK BENDE GERÇEKTEN ÇOK DUYGULANDIM BU BİLGİLERİ GÜNÜMÜZE KADAR MUHAFAZA EDEN HER KİMSE KENDİSİNDEN ALLAH RAZI OLSUN DİYORUM.RESİMLERE BAKIP GEÇERSENİZ SADECE HATIRLARSINIZ AMA İÇERİĞİNİ OKURSANIZ YAŞAMIŞ GİBİ OLURSUNUZ.

  7. c sancar

    haıtlayıpta o günleri güzellikleri tekrar yaşayabbi,lmek için

  8. c sancar

    uğraşanlardan ALLAH razı olsun. biraz daha gayret ve çaba gösterilmiş olsa idi belki doğunun enbüyk k kursu olabilirdi.o günlere ait arşivleri araştırmakk ii olur

  9. Musa Akyüz

    Henüz 4-5 yaşlarında olduğumuz dönemlerde,neler yaşandığından bizi haberdar edenlerden Allah razı olsun.İnsanımızın, Kuran ve K.Kursuna verdiği değeri,hafız yetiştirmeye verilen önemi anlatmak mümkün değil.Daha öncede söylediğim gibi,bizim köyümüz ve köylümüzün dünyaya örnek olacak islam medeniyeti ve osmanlı kültürü halen mevcut.Şayet bu medeniyet tekrar uyandırılmazsa şu son yıllarda olduğu gibi bundan sonrada çook büyük kaybımız olacaktır…

  10. ahmet ağırman (müh)

    HARİKASINIZ. BANA O GÜNLERİ HATIRLATIP AĞLATTINIZ. O TÖRENLERE AİT BİRÇOK KİŞİDE FOTOĞRAFLAR OLDUĞUNU SANIYORUM. O FOTOĞRAFLARI TOPARLAYIP SİTEDE BİR ARŞİV OLUŞTURURSANIZ MUHTEŞEM BİR İŞ YAPMIŞ OLURSUNUZ.
    SİZİ YÜREKTEN KUTLUYORUM

© 2024 iNCi KöYü