Yazar: Ahmet H. AĞIRMAN

8 kayıt bulundu

Köyde Yaşandı – 3

Zaman ne hızlı geçiyor? Ömür bir su gibidir? Gecenin bir vaktinde evin balkonuna çıkıp da çayın suyunun akış sesini dinlemek, insana neler anlatır… Bazen bir itin çenkürme sesi geceye renk katar.

Sabah ezanı, bereketli bir günün habercisidir. İşler artmaya başladı, cojlarda tereler çıktı, ama hala goşkuz eşmeye gidenler var. Tarlaya güzün götürdüğün ahbunları dağıt ki önümüzdeki hafta kartulları ekmeye gideceğiz. Sökmesi daha neşeli olan kartul ekmesi hep yağmurlu olur?

Tütiye çiçekleri açıyor, okul talebeleri diğer köylerle beraber Kotigin degirmanına geziye gidiyor…

Ondan sonraki Cuma günü de kızlar sehire gidecekler, sevdaların başladığı mevsimdir. Artık dünya canlandı. Tabiat bir başka oldu. Çünkü bahar geldi.

Kuzular, gıdikler toplanıyor, körpe otarmaya gidiyoruz. Çay demlemek, öğle vaktidir; yumurta toplamaya köye iki kişi gider. Yumurtayı ortadan keselim bakalım bu sene doğacak dana erkek mi olacak dişi mi olacak? Bu gıdikler hiç yerinde durmazlar, bak kuzular kuzu gibi?

Hodaklar bugün Ambargüney?e gidiyor, yağlısı olan ne şanslı hemii?
Tosun mali bi Mağarabaşı?na çıksa da şu böyük hodaklardan bir kultursak?

Bu arada bu Cuma günü koru yerler sayıldı ona göre… Yoksa korucu bi yakalarsa köy odasına çekerler ve ey bi çalım yersin ona göre?

Arada bir köyden kazmayı alıp arkadaşlarla Kabalağa gideriz, mahat olun Öciyen yemeye kalkmayın sonra eve gelince kendinizi kaybedip, eve geçmiş olsuna gelenlere karınca diyebilirsiniz?

Hodaklar karaağçtan degenek yapar, bir de kabuğuna süs yapıp, tandır ateşinde kızartır, üzerine de sarıyağ sürdün mü nar gibi olur. Akşam da harmanda bastik oynamak bütün yorgunluğu götürür. Arada bir de Hozanda kıztopu oynayalım da bu sene Kulturuşa gidenler lastik top getirmişse olur yoksa , çelik oynamaya Daştanemigilin harmana gidelim? Cığızları oyuna almayın?.

Devam edecek

Köyde Yaşandı – 2

Cecimleri dokuyan analar, renkleriniz hiç solmadı. O renkler bizlere, dünyanın her türlü rengine sevgiyle bakmayı öğretti. Elleriniz dert görmesin?

Babalar; yürekleri bedenlerinden büyük, tıpkı Akdağ gibi heybetli ama aşılmaz değil, sert görünüşlü ama yürekleri kar gibi bembeyaz? İnsan doğduğu yere benzer derler, koca bir Anadolu gibi?

Geçelim yaşananlara?

Bahar geldi, söğütlere su çıktı. Hadi sılık yapalım söğüt dalından. Ama yarın tohum ekmeye gideceğiz.

Sabah erkenden iki yarım kırmızı buğda, bir horum ot ve de mendile sarılı iki gumuç ile gideceğiz.

Susadık, hele bir soluklan ve ayağından kara lastikleri ver de hodak gidip gözeden bir su getirsin, içelim. Su kara lastik kokusu koksa da ne yapalım; ayak da benim, boğaz da benim?

Evlerde bahar temizliği başlıyor. Ak toprak lazım Çakmaktaşı?ndan; dağ palağından süpürge lazım Bağdadi duvarlar için; Orta Keş?in altından elenmiş kara toprak lazım yerler için?

İkindi vaktidir: davar geliyor, gidip karşıla. Çobanın kucağında iki-üç gıdik var. Şu kızılgerbellik keçimizin gıdigidir. Ama alnı kaşga olması ne güzel yakışmış. İyi bir teke olur?

Acaba tosunları şöyle bir Çerme?ye götürsem de ayakları açılsa, beş ağız bir saydırsa, şöyle tarlanın yarında bir eşinse ve bir de güreş tutsa ne ey olur hemii?

-Devam edecek-

Köyde Yaşandı – 1

Uzun bir kış geçirdik, “gücük ayı” geldi, toprak ısınmaya başladı. İşler başlıyor?

Hadi bu gün tarlayı topraklamaya gidelim, ama giderken davarı da götürelim, biraz doruk dalı yediririz.

İkindi olunca davarı damlara kapatıp, av tüfeğini bir sefer havaya sıkarak damın kapısının hemen iç kısmına asarak, kazıl çoraplarımız buz bağlamadan köye varalım?

Bahar oldu, kış postaları artık dağılmaya başlar… Gurbet mi olur, çobanlık mı olur, yoksa neşberlik mi olur… Ya nasip!

Gurbet; ahşaptan yapılmış ve birde alaca boyanmış bavulları bir atın üstüne bağlayıp İğdeli?nin önünde Kazim?in Hanı?nda Erzurum?a götürecek bir arabaya binmekle başlar. Bazen yıllar sonra, bazen en yakın bayram arefesinde veya çayırlar biçilmeye başlayınca… Gurbet bir takım elbise ve bir çift iskarpin ile ama aynı bavulla İğdeli?nin önünde biter. Kavuşmak mutluluktur.

Analar bacılar, kış boyu mısır calasından hasır mı, keçi kılından şal mı, yoksa çuval mı dokumuştur, ama kazıl çorapların topuğu her zaman elde örülmüştür… Ne güzel olurdu, şal kumaştan, düğmeli ve dar paçalı bir pantolon sahibi olmak?

Şebkaya?dan gelen toprağın kökboyasıyla beraber kazanda kaynatıldıktan sonra koyunların yazın yıkanmış yünleri ile çıkrıkla veya teşik ile örülmüş iplerin kazana daldırılıp boyalarını verdikten sonra ambarın koluna asılmasıyla başlayan hikâye kışın rengârenk cecimlerin dokunması ve duvara asılmasıyla sonlanır ve analar mutlu olur. Üç tahta da olsa çok güzel bir cecim oldu?

Devam Edecek…

Haydi Sılaya

Bu sözü hayatımızın sonuna kadar unutamayız. Peki anlamı nedir? Sözlük anlamı; -ulaşma varma kavuşma- uzakta bulunduğu memleketine, vatanına, ailesine kavuşma.

Sosyal hayatta anlamı ise “Nerelisin?” diye sorulduğunda verilen cevaptır. HER AŞIĞIN BİR AHI VARDIR. Her insanın da bir SILAsı vardır.

Sıla’ya hasret veya sıla hastalığı (daüssıla) çok yaygın bir hastalık ama çaresi her zaman olan bir hastalıktır. İnsan sılasını ve soy kütüğünün doğduğu yeri unutamaz. Ömrünün çok kısa bir bölümünü geçirmiş olsa da o ömrü zamanını unutamaz. Sıla insanın benliğidir. Hücrelerinin oluşumunu sağlayan gıdalarının yetiştiği toprakları unutan, inkâr eden haramzadedir.

İnsan doğduğu yere benzer. Bizler verimli ve merhametli insanlarız. Tıpkı toprağımız gibi…

Sıla bizi biz sılayı özleriz. Havasıyla şivesiyle toprağı ve suyu ile özleriz. Darus-sıla gözümüzde tüter.

Bizler sılayı ziyaret ile yaz mevsimini iki defa yaşarız.

Düşünün temmuz ayında Oltuya gittiniz. Orada daha yaz yeni başlamıştır. Yaylalar çiçek dolu. Sular şırıl şırıl akıyor. Dağlar yeşillenmiş yayla zamanı koyunlar meleşir kuzular gelir.

Sılayı rahim dini vecibedir. Mukaddesatı sağlam olan bizler sılayı rahimi her zaman yaşatmalıyız. O zaman ne duruyoruz,

HAYDİ SILAYA.

Ahmet H. Ağırman’ın Arşivinden (3)

Ahmet H. Ağırman’ın arşivinden enstantaneler.

ahmetarsivIII1
ahmetarsivIII2
ahmetarsivIII3
ahmetarsivIII4
ahmetarsivIII5
ahmetarsivIII6
ahmetarsivIII7
ahmetarsivIII8
ahmetarsivIII9
ahmetarsivIII10
ahmetarsivIII11
ahmetarsivIII12
ahmetarsivIII13
ahmetarsivIII14
ahmetarsivIII15
ahmetarsivIII16
ahmetarsivIII17
ahmetarsivIII18
ahmetarsivIII19
ahmetarsivIII20
ahmetarsivIII21
ahmetarsivIII1 ahmetarsivIII2 ahmetarsivIII3 ahmetarsivIII4 ahmetarsivIII5 ahmetarsivIII6 ahmetarsivIII7 ahmetarsivIII8 ahmetarsivIII9 ahmetarsivIII10 ahmetarsivIII11 ahmetarsivIII12 ahmetarsivIII13 ahmetarsivIII14 ahmetarsivIII15 ahmetarsivIII16 ahmetarsivIII17 ahmetarsivIII18 ahmetarsivIII19 ahmetarsivIII20 ahmetarsivIII21

Ahmet H. Ağırman’ın Arşivinden (2)

Ahmet H. Ağırman’ın arşivinden 2008 yılı kabanın başında kebap ziyafeti.

ahmetarsivII1
ahmetarsivII2
ahmetarsivII3
ahmetarsivII4
ahmetarsivII5
ahmetarsivII6
ahmetarsivII7
ahmetarsivII8
ahmetarsivII9
ahmetarsivII10
ahmetarsivII11
ahmetarsivII12
ahmetarsivII13
ahmetarsivII14
ahmetarsivII15
ahmetarsivII16
ahmetarsivII17
ahmetarsivII18
ahmetarsivII19
ahmetarsivII20
ahmetarsivII21
ahmetarsivII1 ahmetarsivII2 ahmetarsivII3 ahmetarsivII4 ahmetarsivII5 ahmetarsivII6 ahmetarsivII7 ahmetarsivII8 ahmetarsivII9 ahmetarsivII10 ahmetarsivII11 ahmetarsivII12 ahmetarsivII13 ahmetarsivII14 ahmetarsivII15 ahmetarsivII16 ahmetarsivII17 ahmetarsivII18 ahmetarsivII19 ahmetarsivII20 ahmetarsivII21

Ahmet H. Ağırman’ın Arşivinden (1)

Ahmet H. Ağırman’ın arşivinden sizlere bu hafta köyümüzden gökkuşağı ve gurub (güneş batımı) resimlerini sunuyoruz. Önümüzdeki günlerde arşivin devamını sizlerle paylaşacağız.

Arşivini bizimle paylaşan Ahmet abiye teşekkür ediyoruz.

ahmetarsivI1
ahmetarsivI2
ahmetarsivI3
ahmetarsivI4
ahmetarsivI5
ahmetarsivI6
ahmetarsivI7
ahmetarsivI8
ahmetarsivI9
ahmetarsivI10
ahmetarsivI11
ahmetarsivI12
ahmetarsivI13
ahmetarsivI14
ahmetarsivI15
ahmetarsivI16
ahmetarsivI18
ahmetarsivI17
ahmetarsivI19
ahmetarsivI20
ahmetarsivI21
ahmetarsivI1 ahmetarsivI2 ahmetarsivI3 ahmetarsivI4 ahmetarsivI5 ahmetarsivI6 ahmetarsivI7 ahmetarsivI8 ahmetarsivI9 ahmetarsivI10 ahmetarsivI11 ahmetarsivI12 ahmetarsivI13 ahmetarsivI14 ahmetarsivI15 ahmetarsivI16 ahmetarsivI18 ahmetarsivI17 ahmetarsivI19 ahmetarsivI20 ahmetarsivI21

Bir Memleket Hikayesi – O Bir Çobandı (Osman Efendi)

Bir köy çobanıydı. Hayatı dağda bayırda geçti. Bir gün bir çeşme başında matarasıyla çay demledi. Başka bir gün bir orman kıyısında pikniğe gelen insanlara şakalarıyla eşlik etti. Ama o bir çobandı. Sürüsü onu severdi. Sesini duyan bir koyun veya keçi hemen geri dönerdi. Kısa boyu ile o yüce dağları hiç yorulmadan turlardı. Kış geceleri köy postalarını gezer gençlerle şakalaşırdı. Sürü baharda yaylaya çıkınca çadırını kurar köyden tuz toplardı.

Yanında verilen çoban hakkı ise yaz boyu olmasa da belirli bir zaman yemeklerini tamamlardı.

O çoban gençliğinde bir kıza sevda çektiğini bunun yaklaşık 8 yıl sürdüğünü ama çok enteresan olanı ise sevdalandığı kızın bundan haberinin olmadığını da söylerdi.

O bir çobandı?

Devamını oku

© 2020 iNCi KöYü

Scroll Up