Kategori: Şiir (Sayfa 2 / 2)

57 kayıt bulundu

Geçer Giderim

Bu yaşta çekilmez gurbetin kahrı
Bir imkanı olsa geçer giderim
İnsanı öldürür hasretin zehri
Doldurur bardağı içer giderim

Aslan olsan seni hakir görürler
İşsiz kalsan zor işlere verirler
Ok gibi sözleri cana vururlar
Yaralar sinemi naçar giderim

Aka kara diyer yalan uydurur
Sabun koyar ayağını kaydırır
Devenin postunda kılı saydırır
Ak ile karayı seçer giderim

Acımazlar Sefilinin yaşına
Gurbet karanlığı çöktü başına
Mevla fırsat verse huma kuşuna
Kanat çıçpar gökten uçar giderim

aşık sefili

Osmanlı Mahlaslı Şairimize Rahmet Dilerken

Osman Çelebi dayım sitenin sıkı bir takipçisi eleştirmeni ve yazarıydı. Şiirlerini duygu ve düşüncelerini burada yazmıştı. İnci mahlaslı selametlik şairin son iki kıtası ile Osmanlı mahlaslı rahmetli Osman Çelebinin son yazdıkları şimdi çok daha anlamlı. Allah inciye selametlik versin, Osmanlıya rahmet etsin. Amin!

inci – 10 Kasım 2011, 14:05:55 »

Hele köylüm hoş geldin
Forum kuralın bildin
Yalnızlığı da sildin
Haydi dadaş hayırlısı

osmanli – 12 Kasım 2011, 11:58:46 »

hele gardaş nerelisen,
sen bu işi bilirsen,
birazdaha çalışda gel
gendine güvenersen.
Devamını oku

Aşıklar Kahvesinde ATIŞMA Var

Köyümüzün saz şairi, büyük aşığı, medarı iftiharımız Aşık Mevlüt SEFİLİ ile kendisini daha çırak gören ama sitemizin ve köyümüzün güçlü şairi İsmail Çelik’i bir atışmada karşı karşıya getirdik.
Bu atışmayı bize ulaştıran ve gerçektende bunun için emek sarfeden şair İsmail abimize teşekkür ediyoruz.

Aldı İSMAİL;
Bu kahvede sazı gördüğüm zaman
Şiirler dökülür dilin içinden
Ben kendi kendimi şair sanarken
Ne şairler çıktı elin içinden

Aşık SEFİLİ;
Huraf sözlere sakın aldanma
Medet umulur mu falın içinden
Kabe?ye gitmeye ben can atarim
Mevlam çıkarmasın yolun içinden

Aldı İSMAİL;
İmtihan oluruz koca cihanda
Eceli bekleriz bizler her anda
Mahşer meydanında ulu divanda
Müminler seçilir kulun içinden

Aşık SEFİLİ;
Gün gelir ki bu hesaba bakılır
Cinli canlı yer altına sokulur
Zaman dolar dağlar taşlar yıkılır
Gör bak ki neler var yelin içinden

Aldı İSMAİL;
Gözlerime kara toprak dolanda
Karıncalar saçlarımı yolanda
Bin bir ayak bir araya gelende
Yeni bir hal başlar halın icinden

Aşık SEFİLİ;
Günden güne gözlerini yaşlarsın
Sebep ne ki sen günaha balarsın
Utanmadan vücudunu haşlarsın
Günah sevap çıkar felin içinden

Aldı İSMAİL;
Kefensiz kalkarsın yoktur elbisen
İçinde endişe gam dolu tasan
Eğer menziline ulaşamazsan
Çıkamazsın kalma kalın içinden

Aşık SEFİLİ;
Çağım geçti kurumakta pınarım
Ömür biter ben aslıma dönerim
Yıllar boyu aşk oduna yanarım
Sade feryat çıkar külün içinde

Aldı İSMAİL;
EY İsmail kollarına girerler
İyneden ipliye hesap sorarlar
Kılı kırka böler kırka yararlar
Ne manalar çıkar kılın içinden

Aşık SEFİLİ;
Sefili der baş köşede oturur
Yavaş yavaş günlerini bitirir
Seni bu dünyadan siler götürür
Nice insan devreylemiş yılın içinden

aşık sefili / ismail çelik

Farkı Var

Kainata aklım ermiyor ustam
Her toprağın her bir taşın farkı var
Çok şeyleri gözüm görmüyor ki tam
Her görüşün her bakışın farkı var

Gök semada sayısızca yıldızlar
Kimi sönük durur kimisi parlar
Bulutları yürütüyor rüzgarlar
Gün içinde ay güneşin farkı var

Diller farklı değişiktir lisanlar
Tercüme olmasa kim kimi anlar
Fikri başka başka olan insanlar
Her beyinin her bir başın farkı var

Bu bir gerçek inkar olmaz hakikat
Yer yere aşağı gökler de kat kat
Cihanda yaşayan bunca mahlukat
Her doğuşun her ölüşün farkı var

Engindir deryalar küçüktür göller
Topraktir ovalar kumsaldir çöller
Alcakta dereler yüce cebeller
Her inişin her yokuşun farkı var

Bir nizam içinde eşya-yı alem
Yazma ile yetmez mürekkep kalem
Hepsi yaratanin lütfu vessalam
Emrindedir her akışın farkı var

Suyunan süzülmüş topraktir maya
Şeytanın savaşı bundaki gaye
Cümle canlı çift gelmiştir dünyaya
Alemdeki her bi eşin farkı var

Yerden fışkırıyor sayısız nimet
Bulutların her yağışı bereket
Rızkı taksim eden yüce adalet
Her canlının her kişinin farkı var

Der ismail böyle ilahi süre
Bazen bölge bölge bazen de yöre
Mevsimler yüklenmiş iklime göre
Her bir yazın her bir kışın farkı var

ismail çelik

Böyle Bir Hocaydı İbrahim Hoca

Vefatının 20. yıl dönümünde rahmetle andığımız İbrahim Akçay Hoca için.

İsmi okundukça rahmet verirler
Böyle bir hocaydı, İbrahim Hoca
Allah razı olsun Ondan, diyerler
Böyle bir hocaydı, İbrahim Hoca

Dünya emvalında yok idi gözü
Kur’an’a adanmıştı bedeni özü
Ne bir kini vardı, ne yalan sözü
Böyle bir hocaydı, İbrahim Hoca

Konu komşu şikayetçi olmadı
Hayır hasenattan geri kalmadı
Devletinden hiçbir maaş almadı
Böyle bir hocaydı, İbrahim Hoca

Hak uğruna altmış üç yılı serdi
Her bir yılı için bir hafız verdi
Dikenler içinden gülleri derdi
Böyle bir hocaydı, İbrahim Hoca

Kur’an’a hizmet ile gitti yarına
Ekledi hüsnüyyeti, şeref şanına
Çavuşoğlu der ki, Rahmet canına
Böyle bir hocaydı, İbrahim Hoca

Dursun Ali ALKAN (ÇAVUŞOĞLU)


İnci Köyüm

Etrafında sıra dağlar,
Şirin bir yer İnci Köyüm
Dere boyu sular çağlar;
Coşar gider İnci Köyüm

Akdağın çekilmez nazı;
Serin geçer uzun yazı.
Pus bürünür bazı bazı.
Rüzgâr eser İnci Köyüm

Çemenli Yar keçi güder,
Dikenli Gözeye gider.
Bökülüden sırta kadar,
Davar çıkar İnci Köyüm

Çık Musanın Çukurundan,
Anzavel görünür ordan.
Turna sesleri Göl Yerden,
Manzaradır İnci Köyüm

Hığerin suyundan ictim,
Yukarı Köşmeke geçtim.
Kızıllarda ekin biçtim,
Gözden geçer İnci Köyüm

Sarı çamlar gür saçların,
Mor sümbülü yamaçların
Gözelerden güzyaşların
Hasret akar İnci Köyüm

Hüsüpensin havası var,
Masırikin davası var.
Kurdun kuşun yuvası var.
Bambaşka yer İnci Köyüm.

Yokuşun başından çıktım,
Güynesten Çataka baktım,
Ganni Pulda ateş yaktım;
Mısır bekler İnci Köyüm

Çok ıssız Tarmutun düzler;
Sanki bir tarihi gizler.
Mezar taşı, belli izler;
Böyle kader İnci Köyüm

Sislidir Aslanın Pulu.
Meşeli Parmakın kolu.
Yezın eksik olmaz dolu
Uzar gider İnci Köyüm

Çisimeti unutmadım,
Dolaşırken adım adım,
Bir zamanlar hodağıdım
Ezel bahar İnci Köyüm

Arkamızda Hanın Başı,
Durur Çırtıgile karşı.
Bir efsanedir Cin Taşı,
Kalmış eser İnci Köyüm

Büyük Harsın önü Gezor,
Orda, dana gütmek ne zor!
Aynı neşe, aynı huzur;
Çokmuş meğer İnci Köyüm

Tavuk Pinleri, Üşüler,
Aylığın Kuzey, Karşılar;
Bu yollar Dik Taşa gider,
Teker teker İnci Köyüm

Engindir laleli boyun
Hayranıyım kara suyun
Yatağında içtim çayın
Cana değer İnci Köyüm

Cennet Nenenin Çayırı,
Deve Boyunu, bayırı,
Kamışlı Parmak ayarı…
Yokuşun zor İnci Köyüm

At Meydanı neşe katar,
Daim guguk kuşu öter.
Çobanın ateşi tüter,
Yağmur yağar İnci Köyüm

Çağırdılar beni ete,
Aldım katmer,peynir,kete.
Yaya çıktım ziyarete,
Kebap yiyer İnci Köyüm

Der ismail methin yazdım,
Sanma ki ben senden bezdim!
Hamdolsun her yanın gezdim.
Ayrılık var İnci Köyüm.

ismail çelik

Gönül

Akıl deryasında kaptan misali
Nuh gibi olmazsan batarsın gönül
Dalgalar yükselir kopar fırtana
Pusulan kaybolur itersin gönül

Şeytana ön verme nefsinle güreş
Yunusun izinde dünyayı dolaş
Mimi rehber eyle Rahmana ulaş
O zaman murada yetersin gönül

Dünyadaki hayat bulunmaz fırsat
Hakikat yolunda eylersen irşat
İsmail bu sözüm sana nasihat
İnşallah sözümü tutarsın gönül
…………………………………

Yaz gelsin yaz gelsin
Bahar geçti yaz gelsin
Cevabını beklerim
İki satır yaz gelsin

Durulmaz durulmaz
Su bulandı durulmaz
İNCİ de çiçek açtı
Gurbet elde durulmaz

İsmail çelik

Haber Verir

Sevdaya düş olan gerçek âşıklar
Akar gözyaşları sel haber verir
Her seher vaktinde rüzgârı koklar
Eser serin serin yel haber verir

Aşkın badesini içtikçe yanar
Avuçları desti gözleri pınar
Pervaneler gibi döndükçe döner
Mürşit dergâhına gel haber verir

İsmail de der ki endişe başlar
Canana gidenler nefsini taşlar
Tabiat yeşerir ötüşür kuşlar
Bülbül meskeninden gül haber verir

ismail çelik

Elveda

Hafız İbrahim Hocanın uzun yıllar görev yaptığı Şenkaya Bardız Köyünden Şair Öğretmen Zekeriya Gedik’in bir vefa ve dostluk örneği olarak gönderdiği Elveda şiirini yayınlıyoruz.

Bugün arefe günüdür, solmuştur gülüm benim,
Eşim dostum, yarenlerim bugün size elveda!
Her can ölümü tadacak dolmuştur günüm benim
Evlatlarım, can dostlarım bugün size elveda!

Arefe cumaya benzer, dualar kabul olur
Ey Kuranın bülbülleri bugün size elveda!
Gülün hasretine yandım, dayanmak nasıl olur
Hafızlarım, bülbüllerim bugün size elveda!

Erişti ircii emri göründü yolun sonu
Ey cemaat, konu- komşu bugün size elveda!
Kuran rehberiniz olsun alınız rehber onu
Ey İncinin şen bülbülü bugün size elveda!

zekeriya gedik / 06.10.2011

Barbaşının Kralı IŞIKLI

Yine yöremizden bir ışık kaydı
Dediler ebede göçtü IŞIKLI
Eşini dostunu odlara yaydı
Ayrılık ateşin saçtın IŞIKLI

Ardından gözyaşı sel oldu aktı
Ah-u figanların Oltu?yu yaktı
Zemheri ayında bir akşam vakti
Bir kuş gibi erken uçtun IŞIKLI

Güller boynun bükmüş bülbüller ötmez
Sen yoksun oyunda kimse bar tutmaz
Bükülmüş belleri oyuna girmez
Kral mendilini astı IŞIKLI

Oyun yakışırdı bar yakışırdı
Güzel yakışırdı yar yakışırdı
Girdiğin ortamda yer yakışırdı
Bir gül gibi erken soldun IŞIKLI

Gönül adamıydın gurur bilmezdin
Rızasız bir mala elin sürmezdin
Kendin üzülsen de eli üzmezdin
Bu erken ayrılık yoktu IŞIKLI

Küçüğe ağabey büyüğe evlat
Yanına gelene ederdin hürmet
Mekânın cennettir sen rahat yat
Ol Resulullah?a yaran IŞIKLI

Nağmeler matemde billiler susmuş
Koymuşlar kınına duvardan asmış
Selam almaz olmuş bize de küsmüş
Bu ah-u feryadı duydun IŞIKLI

Köyün neşesiydin dağın gülüydün
Çiçeklerin süsü turna diliydin
Ayrı gayrı bilmez yardım eliydin
Çadırı nereye kurdun IŞIKLI

Adın Mustafa?dır soyadın Kaya
Beraber çok aştık dağları yaya
El ele gitmiştik düğüne toya
Bir anda oyundan çıktın IŞIKLI

İçinde ateşi bu gurbet yaktı
Aşkının sevdası billiden çıktı
Kaynayan o volkan kimsede yoktu
Erkenden bendini yıktın IŞIKLI

Aşkı bilmeyenler ne anlar halden
Sözlerin tatlıydı şekerden baldan
Süslenir gezerdin beyazdan aldan
Bizlerden ne çabuk bıktın IŞIKLI

Akif emi baban Hatem?dir anan
Kardeşinden gayrı yoktur çok yanan
Kurumaz gözyaşı sevgili canan
Körpe kuzuları nettin IŞIKLI

Çoban olup gezdin dağ ile taşı
Her şeyi anlatır kabanın başı
Gece ıslık çalar karşının kışı
Bacalarda durup baktın IŞIKLI

Kömürcüoğlu duydu aktı yaşları
Bir anda yıktı hayal düşleri
Kime dert yanayım Hakk’ın işleri
Firdevsi alaya aktın IŞIKLI

Kömürcüoğlu Kadir Altaş / 25.01.2011

Üç Aylar

Hey erenler sevinelim,
Üç aylar geldi, Üç aylar,
Halimize şükredelim,
Üç aylar geldi, Üç aylar.

Başlangıcı berekettir,
Gönüllerde harekettir,
Ağızlarda zerafettir,
Üç aylar geldi, Üç aylar.

Melekler inerler yere,
Kementler vurulur şere,
Rızıkları sere sere,
Üç aylar geldi, Üç aylar.

Mübarek gün, gece Onda
Elif Onda hece Onda
Mağrifetler yüce Onda
Üç aylar geldi, Üç aylar.

Kömürcüoğlu Kadir ALTAŞ

Allah Diyor

Okundukça Ulu Kuran
Dallar Allah Allah diyor.
Dokundukça nur-u Kuran,
Çamlar Allah Allah diyor.

Başta Ulu Resulullah
Etrafında tüm ehlüllah
Okundukça kelamullah
Gökler Allah Allah diyor.

Coşmuş İslam bülbülleri,
Al olmuş, gonca gülleri,
Yavru Hafızın dilleri,
Her an Allah Allah diyor.

Toplanmış cümle erenler,
Kurana gönül verenler
Çareyi bunda görenler,
Sözler Allah Allah diyor.

Hakka kestik kurbanları
Allahın mümin kulları,
Semaya açtık elleri,
Kalpler Allah Allah diyor.

Seda verdi, dağlar taşlar.
Ceyhun olmuş, gözde yaşlar,
Sallanıyor, ulu başlar.
Diller Allah Allah diyor.

Gece gündüz niyazımız,
Çoğa sayılsın azımız,
Ona varmaktır, hazımız
Gönül Allah Allah diyor.

Biz Kuranın kölesiyiz,
Hak İslamın kalesiyiz,
Dost bağının lalesiyiz,
Çiçek Allah Allah diyor.

Şen olsun ekmeği aşı,
İnci Köyü Kabanbaşı,
Çaylardan akıyor yaşı,
Sular Allah Allah diyor.

Kömürcüoğlu dirliğimiz,
Daim olsun birliğimiz,
Hep söylensin erliğimiz,
Eller Allah Allah diyor.

Kömürcüoğlu Kadir ALTAŞ

Medrese Hatıraları (1)

Medreseden Kaçış

Yapan bilir,
Hafızlık zor iş.
Durmadan dinlenmeden,
Gece gündüz dinlemeden,
Herge koşulan tosunlar gibi,
Seni de bağlarlar samiye sambağıya,
Artık canlanmaya imkân yok.
Gecesi, gündüzü yok,
Umut edilecek bir pazarı yok.
Kaçsaaan kovalayacak adam çok.
Bir hafta, iki hafta, üç hafta
İzin mi? değil bile lafta
Bütün umut Hocada
Hocanın eşeğinde.
Ne hoşumuza giderdi Hocanın eşeği
Eşeğin uzaklardan duyulacak sesi
Bir işaret sayılırdı işe güce
Herkesi kaplardı bir telaşa
Eşeğin sesi nereden geliyor,
Acaba Hoca bir yere mi gidiyor?
Nöbetçiler yollanır dış kapı kollarına
Dikkat ederler Hocanın yollarına
Eğer eşek dışarıda
Semeri vurulu,
Balta da sokulu ise
Bir haber ulaşır içeriye
Herkes döner deliye.

Bekleme başlar gözler kapıda
Mushaflar kapalı, başlar havada
Son bir haberin gelmesi beklenir;
Hele olumlu olması yeğlenir.
?Uşaklar! Hoca oduna gitti? dedi mi ulak
Artık hiçbir itiraz istemez kulak
Hey heylere karışmış çığlıklar eşliğinde
Birer ikişer kapının eşiğinde
Yollanır hafızlar evlerine neşeyle.
Yine de anadan babadan bir endişeyle,
Ancak bir bahane bulması gerekir hafızın
Tatmin de edilmesi gerekir ananın babanın
Çünkü Hoca ?hadi gidin? dememiştir,
?Bugün tatil? diye söylememiştir.
Belki bir yük ot getirmeye gitmiştir.
Ama artık iş işten geçmiş,
Herkes oyun eğlenceye dalmış,
Onları toplamak imkânsız gibi
Körpeyi davardan ayırmak gibi
Herkes kendini araziye salmış
Acılı hesap ertesi güne kalmıştır.
Belki Hocanın hoşuna da gitmiştir:
“Yarın hem söver hem döverim
Bu arada işimi de yaparım.”

Sanmayın ertesi gün için karalar bağlanır
Bin bir korku ile medreseye yollanır
Herkes gününü gün etme telaşında
Yenilecek dayak kimin umurunda
Sonra mukadder olan için ne gam
Birkaç sille için ne keder
Böyle yoğurmuş bizi kader
Velhasıl gün tükenir
Hoca bilendikçe bilenir
Gün ağarır ders başlar
Mushaflarda bütün başlar
Etmek için Hocayı şadan
Bu kez olsun etmeden nadan
Dersini iyi yapma gayretinde
Bütün umut Hocanın inayetinde.

Hoca gülümseyerek girer içeri
Bir Allah?ın kulu kalmaz dışarı.
Ne yaşanacaksa yaşanır
Maça İsrafil?le başlanır
Sillenin ölçüsü bizde ayarlanır,
Ne konu, komşuya bakar
Ne dost, akrabaya bakar
Hoca ayağında top dolaştırmadan
Sekmeden sektirmeden
Gol üstüne gol atar.
Golü yiyen seyr-i âleme dalar
Alan razı satan razı
Atan razı yiyen razı
Kimsenin yok itirazı
Belki içlerinde bir tını
Dillerinde bir mırıltı
?Gün ola devran döne
Belki görüşürüz yine?
Bu hikâye de böyle bite.

Muammer AKÇAY

Ağırman Market

Yine içimizden bir yıldız kaydı
Dediler kapandı, Ağırman Market
Yıllardır geleni, gideni saydı.
Sordular kapandı Ağırman Market

Bursada evidi yoldu, töreydi
Sıcak mekan idi, bize göreydi
Her gelen yabancı adres sorardı.
Yol gösteren idi, Ağırman Market.

Kimi ararisen ordan sorardın
Eşini dostunu orda arardın
Bazen iki lafın belin kırardın
Muhabbet haneydi Ağırman Market.

Bizimle ağlardı bizle gülerdi.
Nice ağlayanın yaşın silerdi.
Bir elmayı kırk dilime bölerdi.
Dert kapısıydı Ağırman Market.

Kömürcüoğlu can otağımızdı.
Bu erken ayrılık benide üzdü.
Hacı Hüseyin bey fermanı yazdı.
Bizlere el etti Ağırman Market.

Kömürcüoğlu Kadir Altaş

Yeşil İnci

Yükselir dağların ufuklar boyu,
Karlı saçlarıyla güzden bahara
Yamacın cümbüşü, ormanın toyu,
Şarkı gibi düşer esen rüzgara.

Yeşil bir vadide besberrak sular,
Asude bir mırıltıdır derinden
Kıştan kışa saran beyaz uykular,
Sevda gibi hiç eksilmez ser?inden.

Turnaların füsun gibi göllerde,
Zamanı damıtır, zamanı arar
Çobanla koyunun yattığı yerde,
Geceyi ıssız bir perdedir sarar.

Gök mavi yer yeşil uzamış kat kat,
Yeşil bir denizdir yamaçlar düzler
Bu dingin denizde ruhunu uzat,
Uyusun geceler, dalsın gündüzler.

Hasan AKTAŞ

Köyümüz Bizim

Bir gün de İnci’yi merak edersen
Masirikten aşar yolumuz bizim
Köprüyü geçip de köye varırsan
Selamla uzanır kolumuz bizim

Daim hoşgörülü yüreğimiz var
Gelen misafire hürmetimiz var
Elden geldiğince hizmetimiz var
Hayırla açıktır elimiz bizim

Bu bir gelenektir atadan beri
Köyümüzde meşhur kuzu döneri
Süzülmüş yoğurdu, ünlü katmeri
Baldan da tatlıdır dilimiz bizim

Köyümüz cephesi kıbleye karşı
Piknik yerimizdir Kabanınbaşı
Her evde yapılır kehribar taşı
Ondandır doğrulmaz belimiz bizim

Çimen, çiçek olmuş yaylanın düzü
Kimseyi görmüyor Akdağ’ın gözü
Kaynaklı gözeler, soğuktur özü
Rahmetle yıkanır elimiz bizim

Mart ayı dert ayı bitmez sızımız
Nisanda meleşir koyun kuzumuz
Dokuz ay kışımız üç ay yazımız
İşte böyle garip halimiz bizim

Yemyeşil tabiat güzel ormanlar
İçinde barınır türlü hayvanlar
Çayırlıkta öter çifte turnalar
Akdağ?a yaslanmış dalımız bizim

Dursun Çavuşoğlu sana ne oldu
Güz geldi de artık çiçekler soldu
İnci’dir köyümüz kazamız Oltu
Dadaş Erzurum’dur ilimiz bizim

Dursun Ali ALKAN (ÇAVUŞOĞLU)

Köyümün İnsanları

Ne suna ne solak ne mamu memmet
Ne eşşef emiler gördük ne cıdır ehmet
Aklımıza geldikçe verelim rahmet
Diyelim ya Rab cümlemizi affet,

Nerde kemilemi nerde ferhet hacılar
Nerde yaşlı nene gencecik bacılar
Ömür baharında da, ağarır saçlar
Günahlara keffaret çekilen acılar,

Ehsiyle şerifti daş duvar ustası
Yardıma koşardı iyisi hastası
İbrahim emiydi köyün postası
Bilmem kapandımı celelin dosyası,

Bir daha hatırladık yukarki eysani
İsmaili,ayhani,turani hasani
Hep beraber tuttuk onların yasıni
Okuyalım ruhlarına sure-i yasini,

Öleni göremedik hasta yatarken
Gözleri kapıda dostu beklerken
Başucundakilere elveda derken
Kimisi yaşlı gitti kimiside erken,

İsimlerini sayıp sayamadıklarım
Her dem arayıp bulamadıklarım
Samimi oluşuna doyamadıklarım
O güzel günlerimiz kalıyor yarım,

Onsekizbin alemi yaratan dedi ki
Namaz,oruç,zekat,haccıda bilki
Müminler cennete girecek gerçi
Ümitvar olun sabredin yeterki,

Buradan herkese kelam ederim
Boş yere kalpleri kırmayın derim
Fakire, miskine yardım edelim
Mahşerde hesabı kolay verelim.

imam musa akyüz

Senle Ben Beraberken

Baharda goşduğ çifde marali
Üşilere ehduğ arpa buğdayi
Güzün daşıduğ mısıri calayi
Nasıl unutalım gemi harmani,

Ahsudan aşdi davar ile mallar
Tiperde buzanus eddi tosunnar
Sel ağdi ciresin dereler çaylar
Duzhana yaylaya çıhdi ağıllar,

Sabah öküzleri vurduğ gölyere
Davari gadduğ osman efendiye
Nahıri gısıri de mısdafemiye
Goşarağ gedduğ medireseye,

Yorgun gelduğ köşmegin düzden
Guri odun edduğ eşşege o yüzden
Golciler baltayi aldiler bizden
Tarmudun yollari, küsduğ sizden,

Gabanın başında yapduğ töreni
Bereber misefir edduğ geleni
Ölmişlerimize rehmet vereni
Ortadan ikiye bölduğ nemeti,

Camının gapsına çığdi muhder
Dedi gumşiler satıler vehipler
İncepara,çatağ,anzaveller
Varmi arturan son saniyeler,

Mevsim gış oldi tüddi bacalar
Eğdiyer genç,haci hocalar
Toplandi herkeş yandi posdalar
Guruldi evlere kebap ocağlar,

Sevmedi alafımız uçuğ meregi
Zemheri ayında çehduğ çileyi
Bu yaban ellere gelduğ geleli
Açıldi dunumuz şaşduğ felegi,

Mağarabaşi lelali boyunnar
Hırosun düzler garşıki yollar
Düşdi hatırıma bulbulannar
Bilmemki böyle geçermi yıllar,

Ambarın anahdarıni goyduğ terige
Sessüz sedesüz çığduğ gurbete
İsdanbul bursa, hemde izmire
Gıligi deyişduğ sumun etmege.

imam musa akyüz

Dağlara Sultan (Akdağ’a)

Şimdi zemheriden ödünç alınmış,
Bembeyaz bir duvak başında senin,
Hangisi seninle Âdem’den kalmış,
Hangi dağ akranın, yaşında senin?

Öleyim; suyundan bir yudum ver de,
Hasretin her dâim kavrulur serde.
Noksandır adını bilmeyen perde,
Mızrabım saklıdır döşünde senin.

Es şimdi rüzgâr ol, bir selam söyle.
Bir tulum sesinden ezgini dinle.
Başında can vermiş şehitlerinle,
Ölümsüzlük kokar nâşında senin.

Ses vermez göğsünde artık kağnılar,
Göç etmiş sonsuza kaç eski çınar?
Bağrından hüznünü döker bir pınar,
Bengisu saklıdır yaşında senin.

Yaz kış dumanlısın, her mevsim yasta;
Hicranın kimedir, söyle bu dosta,
Yâdını besteler bir garip usta,
Her âşık sözüyle peşinde senin,

Bekle can! Nasipse gelirim bir gün,
Kor tutmuş vuslatla gülümser hüzün.
Dönerken bahara bembeyaz yüzün,
Umuttur yazın da kışın da senin.

“Ak”sın sen, adınla ve duruşunla;
Her daim zikirde toprak, taşınla,
Rahman’ın önünde yalvarışınla,
Bir kulluk gizlidir, hûşunda senin.

Mustafa AKTAŞ

Tandırın Başı

Tandırda ekmekler pişince taze
Çocuklar koşuşur bize de bize
Hanımlar toplanıp başlar söze
Ortada dolaşan sözü özledim.

İki büklüm olur ekmek pişiren,
Tandırda durmayıp dibe düşüren,
Tarlalarda taze yemlik devşiren,
Türkülerle gelen sesi özledim.

Köyün haberleri orda duyulur,
Dilden dile çarşaf olur yuyulur,
Tenceremde patatesler soyulur,
Kayalardan öğülen tozu özledim.

Köye kimler geldi kimler gitti,
Haberciler bakarsın orada bitti,
Kimler mal aldı kim koyun sattı,
Ara yerde gezen izi özledim.

Kömürcüoğlu yağmur köye yağınca,
Soğuklar ortalık akşam varınca,
Tandırın başına hep toplanınca,
İnceden inceye sizi özledim.

Kömürcüoğlu Kadir ALTAŞ

Gerekir

Kendinden habersiz yaşayan insan,
İlk önce müslüman olman gerekir,
Yanlış yola sapma olursun hüsran,
Bir olan Rabbi?ni bilmen gerekir.

Kendine hakim ol nefsine ırak,
Allah ne emretmiş eylersen merak,
Kuran denizine yelken açarak,
Akıl kayığını salman gerekir.

Kuran-ı Kerimle doldur hurcunu,
Unutma Rabbi?ne olan borcunu,
Yılda bir ay olsa tut orucunu,
Beş vakit namazın kılman gerekir.

Bir bilenden öğren bilmediğinde,
Herkes bir şey bulsun söylediğinde,
Cennet Cehennemi öğrendiğinde,
Bu faniyi gözden silmen gerekir.

Şeytana kapılma bırakmaz yakan,
Hakkın hikmetine az gelir rakam,
Mümine şehitlik en yüce makam,
Cihad eyleyerek ölmen gerekir.

Kurana sadık ol, İslam?sa dinin,
Ebedi hayatta hazırla yerin,
Kalbinden sök at nefretin,kinin,
Herkese dosdoğru olman gerekir.

Dursun Çavuşoğlu sen anlat olsun,
Öyle söz söyle ki ebedi kalsın,
Yazdığın okuyan bir ibret alsın,
Bütün gönüllere dolman gerekir.

Dursun Ali ALKAN (ÇAVUŞOĞLU)

Köyüm Aklıma Düştü

Karşının düzü yemyeşil alan
Ortakeşin altı Zinnet?e kalan
Püsküllü çarık manusa tuman
Guzigin diktiği şallar aklıma düştü.

Fiyet emi ustaydı yapardı halga
Kezimle gozo her zaman zorda
Gızlar esbabı yıkardı çayda
Cüyrüsden gelen killer alkıma düştü.

Mısırın lezzeti çatahta güyneste
Doyum olmaz bakraca heleki közde
Kurulurdu ağıl hırosun düzde
Dankoyla çalan ziller aklıma düştü

Mor cıcıklı yelek mazide kaldı
Fistanın yerini elbise aldı
Dalfesin yanından püskülü vardı
Dikilen yama çullar aklıma düştü.

Çisimet çok sık kurtların yeri
Yanıktan öte ince güneyden geri
Karasu kötüyol madenden beri
Ambarın güney pullar aklıma düştü

Çayırlar yetişir başlar ihale
Vahibin büyüğü çeteye bırahın hele
Her zaman küsülü karısı ile
Şefimin çektiği haller aklıma düştü.

Git topla getir bayırdan çaşur
Sarıyağ sütle haşıli büşür
İşganli memedin semeri meşhur
Çavuşun yaptığı nallar aklıma düştü

Mağara başi yatak laleli boyun
Ne zaman gitsen bulursun odun
Gideni geleni birinden sorun
O yüzde kalan dallar alkıma düştü.

Killik büyük hars davarın yolu
Karşıdan görünür kanlının pulu
Gezorun boğaz koca oğlan dolu
Madura giden yollar aklıma düştü

Orta pungar aksu suların başı
Kuramaz asla çermenin yaşı
Çalılık peyler kehabıt taşı
Ciresten gelen seller aklıma düştü

Musanın çukuru jajlara bakar
Gölyerler bezenir menekşe kokar
Turnalar ötüşür türküler yakar
Odunlu cil büyük göller aklıma düştü

Sanik Nene ,Bedik, Harsli garı
Hayta Dede, Kemal Süleyman Emi
Bir zamanın şen dulları
Zeycan ,Seyhat, Güller aklıma düştü

Kavurma çukuru ekme dorukluk
Kepçeli burunun her yanı otluk
Gözdedir her zaman tiperin koltuk
Böğürüp sayan mallar aklıma düştü

Ehren Dursun sözünde haklı
Orcuğun dağının her yüzü farklı
Demek ki keramet suyunda saklı
Guatr bizde keller aklıma düştü

Hasretim aleme ölüye sağa
Dağa taşlara bahçeye bağa
Yarın keteler öbürgün dağa
Bağırıp diyen diller aklıma düştü

Şenlenirdi ogün ziyaret düzü
Bir gıdik yetmezdi keserdik kuzu
Zurnayla oynardık dinlerdik sazı
Mızrapla inleyen teller aklıma düştü

Acaroğlu hani nerde o anlar
Kalmadı kesildi o yaşlı çamlar
Sökülüp yakıldı tarmutta damlar
Sıkıca sarılan eller aklıma düştü.

Hasan ACAR

Unutmayasın

Hangi diyarda yaşarsan yaşa
İnçeli olduğun unutmayasın,
Olurda bir bela gelirse başa
Dost olduğumuzu unutmayasın,

Ekmeğin yerken kapkara taştan
Akan terlerin unutmayasın,
Komşunun yediği her türlü aştan
Sana da verdiğini unutmayasın,

Yaz gelip biçerken tarla çayırı
Irgat ettiklerin unutmayasın,
Emini bibini ezeni dayını
Hısım akrabanı unutmayasın,

Düymeç yaptığın behmezi cati
Kartul mıhlasıni unutmayasın,
Öküz arabası ile bindiğin ati
Danamali sıranı unutmayasın,

Yaylagüney ile gara pungari
Gızılgüneyi de unutmayasın,
Titine çatalçam birde ağ daği
Nohraliyi hığeri unutmayasın.

Çektiğin hasretten kalırsa mecel
Köyümüze gitmeyi unutmayasın,
Bükülüp belin gelmeden ecel
Sıla-i rahimi unutmayasın,

Asli vatanın inçedir senin
Bağrına basmayı unutmayasın,
Soranda olursa,sen nerelisin
İnçeli demeyi unutmayasın

Ruhun sıkılırsa bir gün şayet
Mevlaya niyazı unutmayasın,
Bildiğin sureden birkaç ayet
Sabır ile okumayı unutmayasın.

İmam Musa AKYÜZ

Turnalar

Bir seher vaktinde, çıktım yaylaya,
Gördüm ki ötmüyor yaslı turnalar,
Çayırlar otsuzdu, susuzdu dere,
Ne olur bir ötün sesli turnalar? .

Baharda açmaz mı mor menekşeler,
Kırlarda oğlaklar kuzular meler,
Tütiye sararır papatya yeller,
Neden suskunsunuz haslı turnalar? .

Yardan mı ayrıldız bükülmüş beliz,
Kime kahır ettiz kurumuş diliz,
Hangi diyar sizin meskeniz eliz,
Gelmez mi güzelim nesli turnalar? .

Siz telli turnasız seversiz sazı,
Bizlere misafir olursuz yazı,
Bu kadar kahretme öt bazı bazı,
Dağların başı da sisli turnalar. .

Çıkın tepelere son bir sallanın,
Ak göllere girin parlan allanın,
Yeter tuırnam yeter artık dillenin,
Geçti mi bu aşkın faslı turnalar? .

Kömürcüoğlu hasret yaktı içimi,
Ak eyledi siyah olan saçımı,
Ötmediyse bu turnanın suçu mu?
Terketmiş dostları hisli turnalar.

Kömürcüoğlu Kadir ALTAŞ

Demiş

Bizi bu dünyaya getiren Allah,
Bana karşı asi olmayın demiş.
Size yol gösterir o Resulullah,
Siz başka bir kapı çalmayın demiş.

Bu dünya fanidir vermeyin değer,
Gerçek müslümanı kainat sever,
Bilmeden kul hakkı yemişsen eğer,
Helal ettirmeden gelmeyin demiş.

Cenneti kazanmak ise niyeti,
Namaz ,oruç onun maneviyatı,
Yaradan emretmiş İslamiyeti,
Siz başka bir kapı çalmayın demiş.

Dağlar taşlar pamuk gibi atınca,
Yaşadığın rüya bir gün bitince,
Can dostun Azrail karşan çıkınca,
Gücünüz yeterse ölmeyin demiş.

Ağzına sahip ol nefsini eyle,
Dost acı konuşur sen tatlı söyle,
Sırat köprüsünü geçmeden önce,
Şehvete kapılıp gülmeyin demiş.

Sizler Allah için cihad ediniz,
Şehitlere açık cennet kapımız,
Kuran_ı Kerimle tahsil yapınız,
Mahşer günü cahil kalmayın demiş.

Gaflet ile geçti civan çağlarım,
Sarardı bostanım soldu bağlarım,
Dursun Çavuşoğlu Hakka ağlarım,
Aksın gözyaşlarım silmeyin demiş.

Dursun Ali ALKAN (ÇAVUŞOĞLU)

Gurbete Sesleniş

Deli ettin gurbet, bırak peşimi,
Ben köyüme gidem, uslanam gelem.
Ancak o, söndürür bu ateşimi,
Köyün yağmurunda ıslanam gelem. .

İçem soğuk sularını, gezem dağları,
Sineme çekeyim temiz havayı,
Başakta ekinler, çayır zamanı,
Çimen, çiçek ile süslenem gelem. .

Balı, tereyağı, kuzu döneri,
Şimdi çiğ tutmuştur sütün kenarı,
Yoğurdu, peyniri, birde kuymağı,
Kete, katmer ile beslenem gelem. .

Dursun Çavuşoğlu sılaya hasret,
Kadere sitemim, feleğe minnet,
Yaşayana selam, ölene rahmet,
Dosta akrabaya seslenem gelem.

Dursun Ali ALKAN (ÇAVUŞOĞLU)

Köyüm Seni Unutamam

Sende doğdum, sende koştum,
Karlı dağlarından aştım,
Aşın yedim, suyun içtim,
Köyüm seni unutamam. .

Evim sende, obam sende,
Çiftim sende, yabam sende,
Anam sende, babam sende,
Soyum seni unutamam. .

Gece tarlayı suladım,
Sabah desteyi bağladım,
Çayırda tırpan salladım,
Çiçekleri unutamam. .

Sürüyü vurdum dağlara,
Nasıl dönsek o çağlara,
Kaymak ayrana yağlara,
Yayla seni unutamam .

Kırlarda kuzu otlattım,
Yumurta aldım götürdüm,
Kuzuya kurda kaptırdım,
Yavrum seni unutamam. .

Gül gibi toprağı taşı,
Anlatsana köyün başı,
Çeşmesi, gözesi, yaşı,
Soğuk suyum unutamam. .

Sabahtan azığı dürdüm,
Hodak odum tarla sürdüm,
Keseği anlımda gördüm,
Çiftim seni unutamam. .

Odun taşıdım ormandan,
Un öğüttüm değirmenden,
Saman savurdum harmandan,
Kesmük seni unutamam. .

Ekin kaldı kara kışa,
Neler geldi dertli başa,
Kömürcüoğlu koşa koşa,
O günleri unutamam.

Kömürcüoğlu Kadir ALTAŞ
Daha yeni yazılar »

© 2025 iNCi KöYü